Biomimicry PDF Yazdır E-posta

Biomimicry InstituteDoğanın, ihtiyaçlar karşısındaki yaratıcılığıyla, bizi sarmalayan tüm sorunlara yanıt olabileceği ana fikrine dayanan mimarlık ve mühendislik alanındaki yeni bilim dalı “Biomimicry”, ilk kez 1997 yılında “Biomimicry: Innovation Inspired by Nature (Biomimicry: Doğadan İlham Alan Yenilik)” başlığını taşıyan kitapta Janine Benyus tarafından somutlaştırıldı.

Sağlıklı, daha sürdürülebilir bir gezegen yaratmak için yaşamın dehasını korumayı; doğadan ders alan, onu taklit eden küresel bir insan topluluğunu beslemeyi ve büyütmeyi amaçlayan Biomimicry Institute’un başkanlık görevini de yürüten Janine Benyus’a göre, “Hayvanlar, bitkiler ve mikroplar mükemmel birer mühendisler. Neyin işlediğini, neyin uygun olduğunu ve en önemlisi Dünya üzerinde neyin bozulmadan kalacağını buluyorlar. Bu da gerçek bir Biomimicry haberi: 3,8 milyar yıllık araştırmalar ve gelişmelerden sonra, fosiller başarısızlıklardır ve hayatta kalmanın gizemi etrafımızda saklı.”

Bob Berkebile ve Jason McLennan, 2004 yılında yayınladıkları bir makalede son yüzyılda mimarlık tarihinde yaşanan devrimin, makineler ve teknoljiye öykünen binalar tarihi olarak görülebileceğini söylüyordu. Dahası, bu yüzyılda içten yanmalı motor gibi makinelerin adeta ilerme ve insanoğlunun hakimiyetinin sembolü hale geldiğini de ekliyordu. Gelişen teknolojinin bize her iklimde, kısa sürede bina yapabilme olanağı sunduğuna, bunun sonuncunda da aynı makineler gibi kültürü ve iklimi göz ardı eden birbirine benzer binaların çoğaldığına dikkat çeken Berkebile ve McLennan, “Bugünün binası için asıl metaforun makineler olmasına şaşırmamak gerek” derken 20. yy’ın tartışmasız en büyük mimarlarından Le Corbusier’nin “Evler, içinde yaşadığımız makinelerdir” sözünü de bir kez daha akla getiriyor.

Devamını oku...
 
Permakültür: Hayat İçin Tasarım PDF Yazdır E-posta


"Permakültür sadece yeni bir bahçıvanlık yöntemi değil, Dünya gezegeni üzerinde yaşamanın sürdürülebilir yoludur."

Alan Atkinson’ın Bill Mollison ile söyleşisi

Bill MollisonBill Mollison yaşayan bir efsane. Farklı kaynaklarda kendisinden permakültür dehası, "Avusturalya’nın David Brower’ı," ya da huysuz bir ihtiyar olarak söz ediliyor. Kimi zaman büyük bir hayranlık kimi zaman ise küçümseme biçiminde olsa da, Mollison’un aldığı tepkiler hep çok güçlü. Kendisi kesinlikle, doğacı davranışsal bir yaklaşım ile yıllardır üzerinde çalıştığı insan türünün en ilginç örneklerinden biri.

Geçenlerde Mollison’ın yolu bir film ekibi ile birlikte Seattle’a düştü. Ekip doğa ile işbirliği içinde oldukça yeni (bazılarına göre ise oldukça eski) bir bahçıvanlık, tasarım ve sürdürülebilir yaşam biçimi olan permakültürün büyük başarıları üzerine bir belgesel çekiyordu. İronik bir şekilde şehir merkezinde, trafik gürültüsü ile dolu bir otel odasında buluşup permakültürü tanımlamaya çalıştık ve modern yaşamın rahatsızlıkları hakkında konuştuk.  Daha detaylı bir okuma için Mollison'ın Permaculture: A Designer's Manual adlı kitabı edinilebilir. (Ç.N.: Kitabın Türkçe çevirisinin Sineksekiz Yayınlarından 2010 yılı sonuna kadar yayınlanması beklenmektedir-www.sineksekiz.blogspot.com)

Alan: Permakültür benim için biraz kaygan bir alan. Ama okuduklarıma göre aslında permakültür yapanlar bile tam olarak bunun ne olduğunu anlayamıyorlar.

Bill: Permakültürün ne olduğunu kendim de bilmediğimden eminim. Zaten işte bunu, dogmatik olmamasını seviyorum. Ancak gelmiş geçmiş tek organize tasarım sistemi olduğunu söylemeliyiz. Bu da permakültürü oldukça rahatsız edici hale getiriyor.

Alan: Neden "rahatsız edici"?

Bill: Yaşam için tasarıma dair başka bir kitap yok. Sizce de bu rahatsız edici değil mi? Yani yaşamımızı bizim için katlanılabilir olacak şekilde tasarlamazsak hayatta kalmamızı nasıl bekleyebiliriz?

Çok rahatsız edici bulduğum diğer bir şey ise insanların bir ev inşa ettiklerinde bunu neredeyse tamamen yanlış yapıyor olmaları. Sadece bazı hatalar yapmıyorlar, toptan yanlış yapıyorlar. Örneğin, eğer birilerini arazide serbest bırakıp ev yapmak için bir alan seçmelerini isterseniz, bunların yarısı bir dahaki yangında ölecekleri ya da kendilerine su götürülmesinin mümkün olmayacağı yamaçları seçiyorlar. Ya da baraj yapılacak alanları seçiyorlar. Ya da bir sonraki büyük fırtınada evlerinin uçacağı yerleri seçiyorlar. 

Diğer taraftan her kentin de en az yarısı yanlış yapılmış durumda. Mesela 30–60 enlemleri arasında evin geniş cephesinin güneşe dönük olması gerekir. Ama arazi karelere bölününce evlerin yarısı yola bakmak için yanlış yönlenmiş oluyorlar. Kırsal alanlardaki evlerde ve yollardan uzak yerler de bile kahrolası yola bakıyorlar. Buradan başlayınca da artık hep daha fazla yanlış yapıyorsunuz.

Tasarımın en güzel kurallardan biri temel şeyleri doğru yapmaktır. O zaman her şey kendiliğinden biraz daha doğru olur. Ama eğer temel bir şeyde hata yaparsak- ben buna 1. Tür Hata diyorum- artık hiçbir şeyi doğru yapamayız.

Devamını oku...
 
Dünya genetik devi Monsanto, açtığı bir davayı kaybetti PDF Yazdır E-posta

GDODünya genetik devi Monsanto, açtığı bir davayı kaybetti ve karar kesinleşti. Patentli Transgene'in sahibi olan Monsanto'nun çevre tarlaların genetik kirliliğindeki sorumluluğunu kabul etmesi dünyadaki bütün çiftçilerin Monsanto'ya tazminat talebinde bulunmaları imkanını sağlıyor.

Daha önceki bir duruşmada, Kanada Temyiz Mahkemesi, Monsanto'nun Transgene'inin patent koruma hakkının yasallığını tanımış; ancak patentin canlılar ve canlı biçimleriyle ilgili yasallığı sorusunu yeniden değerlendirmek üzere Kanada Parlamentosu'na devretmişti. Daha önceki yasal normlara paralel olarak, belli bir gen üzerindeki patent sahibi aynı zamanda patente bağlı hasadının/ürünün de sahibi sayılmakta. Ancak bu mesele askı sürecinde ve Kanada Parlamentosu tarafından yeniden değerlendirilmek durumunda.

MonsantoSchmeiser Monsanto'nun genetik yapısı değiştirilmiş tohumlarını ve çok-kapsamlı herbisit Roundup Ready'yi asla kullanmadığını, aynı zamanda oluşan genetik kirlilikten hiçbir çıkarı olmadığını kanıtlayabildiği için, Monsanto'nun tazminat taleplerinden aklanmıştı.

Devamını oku...
 
Tarımda Kendi Kendine Yeterlilik Nasıl Kazanılır? PDF Yazdır E-posta


Tarımda kendi kendine yeter olmak çok önemlidir ve gıda güvenliği, sürdürülebilirlik, üretici refahı gibi tarımla ilgili bir çok temel sorun ile çok yakın ilişki içerisindedir.

TarımTarım açısından kendi kendine yetebilirlik öncelikle bir kişinin; sonrasında bir ailenin, bir köyün, ilçenin, şehrin, ülkenin ve hatta dünyanın en azından temel besin maddeleri açısından kendi ihtiyacını karşılayabilmesini anlatır. Ve kendi kendine yetebilirlik öncelikle kişinin kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelmesi ile kırılmaya başlar. Zincirin kırılan bu ilk halkasından sonra diğer halkalar da yavaş yavaş kırılır ve insanlar, fırınlar ve süpermarketler iki güncük kapansa aç kalacak duruma gelirler.

Peki bu süreç nasıl işler ve bu noktaya nasıl gelinir?

Geliniz bunu Anropolog Peter Just*'ın 1980' lerin başında gözlemlediği Endonezya' daki Dou Donggo halkından olan Doro Ntika köylüleri ile ilgili izlenimlerine bir göz atalım:

Devamını oku...
 
BİTKİ GENETİK KAYNAKLARININ ULUSLARARASI PAYLAŞIM SORUNU PDF Yazdır E-posta

Seta - Analiz

Muhammet ŞAKİROĞLU
SETA Analiz, No. 25, Ağustos 2010 

SETA Analiz’e ulaşmak için tıklayın >>

Bitki genetik kaynakları, küresel gıda güvenliğinin biyolojik temellerini oluşturmaktadır. Tarihsel olarak serbest dolaşımda olan kaynaklar, son yıllarda genetik biyoteknolojinin gelişimi ve buna paralel artan patentleme imkânları sayesinde ticari meta olarak değerlendirilmeye başlanmış ve serbest dolaşımına yeni ve etkin sınırlamalar getirilmeye başlanmıştır. Genetik kaynaklar büyük çoğunlukla anakaraların güneyine tekabül eden tropik bölgelere yakın yerlerde yoğunlaşmıştır ve bu bölgeler gelişmekte olan ülkeler olarak sınıflandırılan ülkelerin bulunduğu coğrafik bölgelerdir. Bunun yanında genetik kaynakların işlenmesi ve besin maddesi olarak kullanılabilecek modern variyeteler dönüşümü ise daha çok tarımsal biyoteknoloji konusunda gelişmiş kuzey ülkelerinde yapılmaktadır. Büyük meblağlar karşılığında pazarlanan, küresel ticarette önemli bir yer tutan ve işlenmiş tohumlar için hammadde işlevi gören bitki genetik kaynaklarının paylaşımı, gelinen noktada uluslararası bir soruna dönüşmüştür. Bu analiz genetik kaynakların mevcut durumu ile ilgili bir değerlendirme yapmayı ve bitki genetik kaynaklarının küresel adil paylaşımı ile ilgili uzun vadeli stratejik adımlar için önerilerde bulunmayı amaçlamaktadır.

Devamını oku...
 
RAVİKA: Akhisar'da söylenen bir Drama türküsü PDF Yazdır E-posta

 

2002 de bir köy kurulmaya başlanıyor Akhisar’da. Keskinoğlu Şirketler Grubu Manisa-Akhisar’da yaklaşık 100 dönüm kadar olan kendi arazileri içinde bir hayali gerçekleştirmeye başlıyorlar. “Güzel Ismayıl” olarak bilinen ve Keskinoğlu şirketlerinin kurucusu olan İsmail Keskinoğlu’nun 1900 yılında doğduğu Yunanistan’ın Drama kasabasına bağlı Ravika Köyü, bu projenin ilham kaynağı oluyor.

Ravika - Giriş Kapısı

Dünya Gazetesi’nde 26 Haziran 2008 de Ahmet Çaldıran “Güzel Ismayıl” ve Ravika Köyü hakkında şöyle diyor:

”Sizi hiç görmedim. Tanıma fırsatım olmadı. Hakkınızda çok şey anlatıldı. Anlatılanları dinledikten sonra, sizi yazmadan olmazdı. Ruhi Su’nun enfes ses ve yorumuyla yıllarca dinlediğimiz ‘Drama’ türküsünün anavatanından, yıllar önce gelip Akhisar’a yerleştiniz.

Gezginliğinizin son durağı Akhisar’ı, kendinize vatan edindiniz. Artık, Akhisarlı’ydınız. Geriye dönüş mümkün değildi sizin için. Manisa’nın bu küçük ve şirin ilçesinde yaşamınızı idame ettirmek ve bu ilçeye yatırım yapmak sizin hayat felsefenizi oluşturuyordu. Yani, yaşadığınız yerden alıp, aynı yere yatırım yapmak sizin doğrularınızdı. Bu yolda bir adım duraksamadan yürüyüşünüze devam ettiniz. Her insan yaşamında zor anlar yaşar, bu bilinen bir gerçek. Fakat sizin yaşamınız daha da zordu! Hem yeni bir vatan, yeni bir yaşam tarzı ediniyorsunuz hem de ailenizi geçindirmekle yükümlüsünüz. Hayattan yılmamış olacaksınız ki, geriye değil hep ileriye dönük olarak yaşamınıza devam ettiniz.”

Ravika - Dükkanlar 

Ravika - Köy Meydanı

images/ravika/ravika-

Köy meydanı ve muhtarlık

Mitolojiden Ravika’ya kadar gelirsek

Ravika Köyü ile ilgili olarak Keskinoğlu Şirketleri’nin sitesinde toplanan bilgiler şöyle: Yunan Mitolojisinin evi olan Olympos dağında toplantı vardı. Tanrıların Tanrısı, Kral Zeus, emir verdi, tüm Tanrılar toplanacaktı. Üç kardeş olan, Zeus, Hades ve Poseidon, Evreni pay edeceklerdi. Zeus, düzeltmek için, “gökyüzü ve dünyayı” istiyordu. Poseidon, “Denizi bana verin” dedi… “Yeraltı ve ölüm âlemi” Hades’e kaldı… Peki dediler, itiraz yoktu… Haber Tanrısı Hermes, durumu diğer Tanrılara bildirmek için, İda dağına çıkarak (Ayvalık yöresindeki Kaz dağı) borusunu kuvvetle üfürdü… Artık, Olympos’ta herkes biliyordu. Dünya paylaşıldı.
 

Devamını oku...
 
2010 Dünya Habitat Ödülleri PDF Yazdır E-posta


Yapı ve Sosyal Konut Vakfı (BSHF)Yapı ve Sosyal Konut Vakfı (BSHF)
, Dünya Habitat Ödülleri’nin 2010 ayağı için girişimcilere çağrıda bulunuyor. Etkinliğe geçtiği günden bu yana güncel konut sorunlarına pratik, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler arayan Habitat Ödülleri, dünyanın kuzey ve güney köşelerine olduğu kadar, başka coğrafyalara da taşınabilen veya uyum sağlayabilen projeleri keşfetmeye çalışıyor.

 

Öncelikle yalnızca projenin bir özetini kapsayan başvuruların değerlendirildiği, sonrasında ise projelerin detaylı olarak incelendiği ödül programı, iki aşamadan oluşuyor. Birinci aşamada değerlendirme komitesi tarafından seçilen projeler, yarışmanın ikinci aşamasına geçme hakkı kazanıyor. Ardından öncelikle bağımsız bir danışman grubu tarafından değerlendirilen ve sonrasında uluslararası jürinin karşısına çıkan projelerden bazıları, sonuç kararlarından önce değerlendirme gezileriyle de inceleniyor.

World Habitat AwardsDünyanın her hangi bir yerinde, konu problemine yenilikçi bir çözüm getirmiş olma iddiası taşıyan tüm bireylerin, organizasyon veya hükümet kurumlarının başvurabileceği ödül programına, birden fazla proje ile katılmak mümkün. Aynı zamanda her sene, bir önceki sene gönderilen ve seçilmeyen projeler, iyileştirilmesi ve geliştirilmesi olanağı göz önünde tutularak yeniden başvurabiliyorlar.

Dünya Habitat Ödülleri’nde değerlendirme kriterleri şöyle sıralanıyor:

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 ve 39