|
AKTİF Mİ, PASİF Mİ ?
1 Haziran 2013
“Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan”a benzer bir şey söyleyeceğim ilkin. Güneş ve rüzgar tarlaları mı ikna edecek bu toplumu, yoksa hayatımızı geçirdiğimiz ve üretim yaptığımız alanlara yaşamsal kolaylık sunacak “temiz ve sürdürülebilir” uygulamalar mı açacak o tarlaların önünü, merak etmekteyim.. Bence ikincisi !.. Peki böylece AKTİF mi yoksa PASİF bir yaşam tarzını ve yapısal kurguyu mu seçmiş olacağız sizce ?.. İşte bu yazının temel konusu !..
ENERJİ TARLALARI..
Sürekli şikayet ettiklerimizin farkındalığı için, başlarına gökten bir şeyler düşmesini beklemektense, onların ya da tanıdıklarının içinde yaşayacağı mekanlardan yola çıkmak, bana hep daha kestirme yol geldi.. Mimar olmanın doğal sonucu diyebilirsiniz.. Bence; insan doğasının sonucu..
Diğer taraftan, bir güneş tarlasında başarı ile üretilen elektriğin, yaşam alışkanlığını değiştirememiş, 3-5 kilovat ile yetinebilecek, konforlu bir hayat sürebilecek iken, hala; “benim eve 10 da yetmez, 15 kilovat ta” diyenlerce kullanılıyor olması, kusura bakmayın ama, haylaz çocuğunuza, artık ahlakını bozmaya kadar giden; “harçlık yetiştirme !” gayretidir sadece.. Obez bir yavruya, sağlıklı beslenmeyi öğretmek yerine hala tıka basa doyurma telaşıdır.. Hatta belki de, ölümünü kolaylaştırmaktır..
Tarlayı yapan kar etmez mi, eder.. Zaten tek karlı olan odur bu döngüde.. Çünkü kullanıcı hala aynı bedelleri ödemektedir.. Yani ülke adına çok da bir şey değişmemiştir hala.. Karbonu ve petrolü azaltmış ama halk henüz bundan bir şey anlamamıştır.. Çünkü aynı faturayı ödemektedir henüz..
|
|
Devamını oku...
|
|
Sakin bir şehirde yaşamanın bedelini ödemeye razı mıyız?
Artık tembellik mi dersiniz, ihmâl mi; takdir sizin!
Mesele şu, bu yazıyı yazmaya bundan tam 3,5 sene önce niyet etmişim, biraz bilgi toplamış, kupür saklamışım ve hatta yazının şöyle böyle üçte birini de yazmışım; o esnada araya hangi konunun girdiğini ve yazıyı nasıl yüzüstü bıraktığımı hatırlamıyorum. Geçenlerde arşivi karıştırırken dosyayla karşılaştım. Okuduktan sonra siz de takdir edeceksiniz ki, ihmâlim, yazının konusundan uzak değil!
Konu “Yavaş şehir”, uluslararası ismi “Cittaslow”, Türkçe’de güzel bir karşılığı var, “Sakin şehir” diye geçiyor ama “Âheste şehir” de fena bir teklif değil (Çünkü teklif bana ait!)
Gelelim “sakin” bir şehirde hayatın nasıl işleyeceğine, neler yapılacağına ve daha önemlisi nelerden uzak durulacağına...
Egzoz dumanını sevenlerden iseniz vedalaşmaya hazır olmanız gerekiyor sakin şehirde. Öyle göğe doğru küstahça diklenen, görüntü kirliliği ile gözümüzü gönlümüzü karartan yüksek ve çirkin yapılara da rastlamayacaksınız.
Ağaç kesenlere terörist muamelesinin yapıldığı bir şehir. Bir yerden bir başka yere gitmek için iki tercihiniz var: Ya yürüyecek veya bisiklete atlayıp pedala kuvvet vereceksiniz...
|
|
Devamını oku...
|
ODTÜ ve Ankara Üniversitesi’nden akademisyenlerin danışmanlığında, Kırıkkale’nin Yahşiyan ilçesinde kurulan güneş enerjili serada tam kapasiteyle üretime geçildi. Sera ile İç Anadolu’da 4 ay olan sebze üretim süresini 8 aya çıkacak.
ODTÜ ve Ankara Üniversitesinden akademisyenlerin danışmanlığında kurulan Türkiye’nin ilk güneş enerjili serasında (Günsera) tam kapasiteyle üretime başlandı. ODTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çetin Göksu, Kırıkkale’nin Yahşiyan ilçesinde bulunan Güneşköy’deki seranın, İç Anadolu ve Doğu Anadolu soğuk iklimlerinde seracılık ve tarımsal üretim sorunlarını çözmek amacıyla geçen yıl kurulduğunu söyledi. Günsera’nın pasif ve aktif güneş sistemleriyle ısıtıldığını dile getiren Göksu, serada, güneş enerjisiyle gece aydınlatmasının yapıldığını, sıcak su elde edildiğini ve yemek pişirildiğini belirtti.
ÜRETİM 2 KAT ARTTI
Yaklaşık 10 dönümlük serada bir yıldır deneme ekimlerinin yapıldığını bildiren Göksu, artık tam kapasiteyle üretime başladıklarını, domates, fasulye, patlıcan, biber gibi sebzeler yetiştirdiklerini ifade etti. Seranın kurulmasını köylülerin talep ettiğini anlatan Göksu, “Köylüler sadece 4 ay sebze üretebiliyordu. Don nedeniyle de verim alamıyorlardı. Şimdi seradaki bitkiler, ısı ihtiyaç duydukları düzeyde kaldığı için zarar görmüyor. Projeyle, güneş serasının İç Anadolu’da başarıyla uygulanacağını, üretimin 2 kat artabileceğini gördük. Bölgede 4 ay olan sebze üretim süresini de 8 aya çıkardık” dedi. Güneş enerjisi sayesinde seranın yakıt maliyetinin yüzde 70 azaldığına işaret eden Göksu, ayrıca odun, kömür gibi yakıtlar kullanılmadığından çevre kirliliğinin önlendiğini kaydetti.
İLK DOMATES MAYIS’TA ALINACAK
Serada kış aylarında güneş enerjisiyle erken fide yetiştirmeyi de amaçladıklarını dile getiren Göksu, bu fidelerin daha sonra Güneşköy arazisine dikileceğini söyledi. Doç. Dr. Göksu, şöyle devam etti: “Mesela domates, iklimden dolayı bölgemizde haziranın sonunda çıkıyor. Bölgede ilk turfanda yetiştirildiğinde, piyasada müthiş domates bolluğu yaşanıyor. Dolayısıyla buradaki üretici, yetiştirdiği domatesi satamıyor. Fiyatlar çok düşüyor, zarar ediyor. Biz sera sayesinde domatesi mayısta alabileceğiz. Bu çok önemli bir kazanç. Dolayısıyla bu tür iklimlerde seracılık önemli.”
Devamını oku... |
|
Bayramiç Tohum, Takas ve Yerel Ürünler Şenliği'nin üçüncüsü 19-20 Nisan'da dopdolu bir programla gerçekleşecek.
Aralarında Buğday Derneği'nin de olduğu tamamen özgür bir iradeyle bir araya gelenler, dayanışma ve kardeşliğin, gerçek gıdanın ve lezzetin buluşmasını Bayramiç Tohum Takas ve Yerel Ürünler Şenliği'nde gerçekleştirecekler. Şenliğe gidenleri dopdolu bir program bekliyor.
Şenlik kapsamında Buğday'ın koordine ettiği "katılımcı onay sistemi" başlıklı çalıştayla ilgili ayrınıtları ise aşağıda bulabilirsiniz.
Program
19 Nisan Cuma – Belediye Konferans Salonu
10:00-12:00 Katılımcı Onay Sistemi Çalıştayı Anadolu’nun Gerçek Gıda Manifestosunu oluşturuluyor. 12:00-13:00 Yemek Arası 13:00-17:00 Çalıştay
Moderatörler: Güneşin Aydemir / Kadir Dadan
|
|
Devamını oku...
|
|

Hakkımızda

Yaklaşık bir yıl süren hazırlık çalışmalarının sonunda Eylül 2003 tarihinde Dernekler Masasına yapılan müracaatla AHDER (Afete Hazırlık ve Deprem Eğitimi Derneği) yasal kuruluşunu tamamladı. Ancak, AHDER çatısı altında sürdürülecek olan faaliyetlerin, 1999 Marmara depreminden başlayan bir süreç içinde giderek geliştiğini ve güçlendiğini belirtmeliyiz.
İlk çalışmalarımız, 1999 Marmara depreminde hasar gören il ve ilçelere çeşitli biçimlerde müdahale ve yardım organizasyonları olarak başladı. Ülkemizde afet ve deprem bilincinin neredeyse hiç olmadığı acı gerçeğinin ortaya çıkmasıyla birlikte çalışmalarımız, afet bilincinin ve eğitiminin özellikle okul çağı çocukları başta olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerine verilmesi yol ve yöntemlerinin de araştırılıp geliştirilmesiyle sürdü.
Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’nın çaba ve katkılarıyla topluma sesini duyuran çalışmalar, UNDP Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından uygulamaya konulan ve SDC İsviçre Kalkınma Teşkilatı tarafından desteklenen “Afetlere Hazırlık ve Afetlerin Önlenmesi için Yerel Kapasitenin Geliştirilmesi” projeleri ile birleşerek daha etkin ve yaygın olarak devam etmiştir.
Bu eğitim çalışmalarımıza örnek verecek olursak ;
- Ekim 2001 de Bursa ve İznik’te ‘’Gençlik ve Afet Eğitimi’,Afet Yönetiminde Gençliğin Rolü‘’ seminerleri verildi.
- 11 Ocak 2002 de Bursa’da kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personelin eğitimini hedefleyen seminer verildi.
- Bursa’da, Yerel Gündem 21 Genel Sekreterliği,Kızılay,İtfaiye Daire Başkanlığı,Odalar ve Uludağ Üniversitesi ile birlikte, halkın doğal afet, yangın ve günlük yaşamdaki olası kazalara karşı hazırlıklı olmasını sağlamak için eğitim ve bilgilendirme çalışmalarını kapsayan”Aile Afete Hazırlık Projesi” başlatıldı.
- Ekim 2001 de Adapazarı’nda toplam 400 öğretmene ve Adapazarı Sanayi ve Ticaret Odası’ndan 50 işadamına eğitim verildi.
- Mart 2002 de önce zihinsel engelli çocuklara,ailelerine ve eğitmenlerine sonra da ortopedik engellilere yönelik eğitimler verildi.
- Ocak 2002 ‘ de Çanakkale’de işadamlarına, öğretmenlere, doktorlara ve kamu görevlilerine yönelik bir dizi bilgilendirme toplantıları yapıldı. 256 öğretmene Temel Afet Bilinci eğitim seti ve sertifikası verildi.
- Çanakkale Afet Yönlendirme Kurulu yeniden yapılandırıldı.
- Diyarbakır, Batman, Mardin, Şanlıurfa, Adıyaman, Kilis ve Gaziantep illerinde öğrencilere, kamu personeline ve öğretmenlere eğitimler verildi.
- Yaklaşık olarak 6000 öğrenciye,3000 kamu personeline ve 4000 öğretmene ulaşıldı ve 7000 adet eğitici el kitabı,eğitim el kitabı,bilgi kartından oluşan eğitim seti, 6000 adet Afacan Dünya ve 6000 adet bilgi kartı dağıtıldı.
- Mayıs 2002′ de Antalya’da toplam 400 kamu çalışanına,600 öğretmene ve 1500 öğrenciye Temel Afet Bilinci ve eğitici eğitimleri verildi.Öğrencilere 1500 Afacan Dünya ve Bilgi Kartı,1000 adet eğitici el kitabı ve eğitim seti dağıtıldı.
- Haziran 2002′de İzmir Karşıyaka’da Valilik, Belediye, İtfaiye, Kızılay, Kızılhaç, Milli Eğitim Müdürlüğü, Ege Ordu Komutanlığı, basın ile işbirliği ve geniş halk, öğrenci katılımı ile yaklaşık 100 000 kişinin katıldığı deprem tatbikatına destek verildi.
- Haziran 2002 de Gümüşhane’de 400 öğrenciye ve kamu personeli, öğretmen, asker ve sivil savunma ekip üyelerinden oluşan 450 kişilik bir gruba eğitimler verildi.
Bu proje kapsamında hazırlanan ve eğitimlerimizde ve sonrasında dağııltmak üzere hazırlanan, şu anda da eğitimlerimizde faydalanmaya devam ettiğimiz yayınlarımızdan bazıları :
Şimdi afet hazırlık ve eğitim çalışmaları açısından yeni bir döneme giriyoruz.
- Artık bu çalışmaları yurtdışı kaynak ve desteklerle değil kendi kaynaklarımızla ve çabalarımızla sürdürmeliyiz.
- Ülkemiz insanını ve değerlerini afetlerden ve tehlikelerinden korumanın yollarını, yine ülkemizde geçerli ve doğru olarak bulmalı geliştirmeliyiz.
- Ülkemizde afetlere ve depreme karşı hazırlık çalışmalarının çeşitli yönleriyle ilgili faaliyette bulunan özel veya kamu kuruluşları ve STK’ lar arasında işbirliği ve ortak eşgüdümlü çalışmaların geliştirilmesi için çaba sarfetmeliyiz.
- Nitekim, ülke çapında, afetlere karşı tüm mücadele ve girişimleri birleştirmek, ülkemizde afet bilinci ve eğitimini arttırmaya ve güçlendirmeye yönelik her türlü üretim ve birikime doğrudan destek olmak ve bizzat kendi bünyesinde afete hazırlık, afet bilincinin yükseltilmesi, risk azaltma çalışmalarının planlama ve uygulamalarının eğitimleri vermek de AHDER’in amaç ve hedefleri arasındadır.
|
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Seferihisar Belediyesi ile yeni bir %100 Ekolojik Pazar projesine başlıyor.
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Seferihisar Belediyesi arasında geçen hafta imzalanan protokol çerçevesinde yeni bir %100 Ekolojik Pazar projesine başlıyor.
Cittaslow (yavaş şehir), tohum takas şenlikleri, çiftçi pazarı gibi ekoloji ve geleneksel yaşam konularında öncü projelere imza atmış Seferihisar Belediyesi ile birlikte hayata geçirilecek %100 Ekolojik Pazarın 15 Haziran Cumartesi açılması planlanıyor.
Üreticilerimizi proje hakkında detaylı biçimde bilgilendirmek amacı ile 9 Nisan Salı günü saat,14:00'de aşağıdaki adreste Seferihisar Belediyesi ev sahipliğinde bir toplantı düzenleyeceğiz. Toplantıda başvuru esasları, belgeler, pazara başvuru kabul kriterleri, temel kurallar, fiyat politikası, temsiliyet, satılabilecek ürünler, kullanılacak tezgahlar, pazar alanı vb konularda detaylı bilgi verilecek. Pazara katılmak isteyen tüm üreticilerimizi bu toplantıya bekliyoruz.
Adres:Seferihisar Belediyesi, Eski Kültür Merkezi, Camıkebir mahallesi, Atatürk caddesi, No:16 D:101
|
Zorlu'nun jeotermal santrali 400 bin evin elektriğini karşılayacak.
Zorlu Doğal Jeotermal Santrali İşletme Müdürü Ali Er, 2008 yılında yapılan özelleştirmeyle aldıkları Kızıldere Jeotermal Santrali'ni 7 MW'dan 15 MW çıkardıklarını belirterek, yılda 650 milyon kilovat elektrik üretecek santralin, 400 bin konutun elektrik ihtiyacını karşılayacağını söyledi.
İşletme Müdürü Ali Er, Denizli'nin Sarayköy ilçesi Karataş köyü mevkiinde bulunan jeotermali gazetecilere gezdirdi. Sahada; 13'ü üretim, 7'si re-enjeksiyon kapasitesini artırmak için 20 yeni jeotermal kuyusu açtıklarını ifade eden Er, "Geçen yıl Mart ayında yıllık 470 milyon kilovat elektrik ve 650 ton-saat jeotermal buhar üretecek 80 megavat kurulu güce sahip santralin yapımına başlandı. Japon Sumitomo Corporation ve Fuji Electric tarafından inşası süren santral haziran ayında tamamlanacak ve Türkiye'nin en büyük jeotermal elektrik santrali üretime başlayacak. Santralin devreye girmesiyle Kızıldere'de jeotermal enerjiden yılda 650 milyon kilovat elektrik üretilecek ve 400 bin konutun elektrik ihtiyacı karşılanacak." dedi.
|
|
Devamını oku...
|
|
|