MUSAHİPLİK

 

“1- Birbirinize ölünceye kadar yardımcı olacaksınız.
2- Yalan söylemeyecek, haram yemeyeceksiniz.
3- Elinize, dilinize, belinize sahip çıkacaksınız.
4- Birinizin günahından hatasından diğeriniz sorumlu olursunuz. O nedenle birbirinizin suç işlemesine engel olacaksınız.”

 


Musahiplik, alevilerde yol kardeşliği anlamında kullanılır. Bu kardeşlik “kan kardeşliği”, “kan yolu ile akrabalık” dışında kurulan sosyal-toplumsal bir akrabalıktır. “Kan bağına” dayanan “akrabalık” bir anlamda zorunlu akrabalık iken, bu türdeki akrabalık tamamen gönüllülük esasına dayalı bir akrabalıktır.

Alevilerin temel ibadeti olan cem törenleri esas olarak iki türlü yapılır: Birincisi yediden yetmişe herkesin katıldığı cemlerdir. Bunların sınırı oldukça geniştir. Adına “Birlik Cemi” de denir. Bu cemler daha çok gençlere (kız ve erkek) öğretmek amacıyla yapılır. İkinci tür cemler ise daha dar bir kesimin katıldığı cemlerdir. İşte bu cemlere sadece evli veya musahip olan çiftler katılır. Bu cemlere “Görgü Cemleri” de denir. Bu cemlerdeki katılımcılar bir anlamda musahip olmuş yola girmiş olanlardır. Burada herşey daha disiplinli ve kuralcıdır. Musahip olmayanlar bu cemlere alınmazlar. Musahip olma bunun ön şartıdır.

Musahip ise şöyle olunur: İyi anlaşan iki arkadaş “Yol kardeşi” olmaya karar verdiklerinde önce ailelerinin ve eşlerinin bu konuda rızalarını almaları gerekir. Musahiplik taraflardan biri ölmedikçe bir kere yapılır. Hayatta sadece bir kişi ile yapılır. Evli olunması ve eşlerin de benimsemesi, anlaşması şarttır. Eğitim düzeyleri, sosyal-toplumsal konumları ve ekonomik yapılarının birbirleriyle uyumlu olmaları gerekir. Bu uyum sağlanmazsa ileride sorun çıkabilir. Tabii en önemlisi de iki musahibin ve eşlerinin çok iyi anlaşması gerekir.

Musahip eşleri birbirinin kardeşi, çocukları da kendi çocukları sayılır. Kan bağı ile olan amca çocukları, teyze, hala çocukları birbirleriyle evlenebildiği halde musahip çocukları asla birbirleriyle evlenemezler. Onlara evlilik düşmez.

Musahipler arasında hem dinsel anlamda yol kardeşliği hem de toplumsal anlamda yol kardeşliği vardır. Kan bağı ile oluşan kardeşlikte aileler ayrı evlerde oturduklarından birbirlerinden sosyal ve toplumsal olarak sorumlu değillerdir. Yani kardeşler birbirinin hatasından sevabından sorumlu değildirler. Cüzdanları ayrıdır. Yardımlaşma olur. Ama musahiplikteki gibi ortak değildirler. Musahiplikte ise; iki taraf birbirinin hatasından ve sevabından sorumludur. Namus dışında neredeyse herşey ortaktır. Yani kurulan bu kardeşlik toplumsal sorumluluk ve paylaşım açısından kan kardeşliğinden daha kapsayıcı ve sorumluluk gerektiren bir işleve sahiptir. Kan kardeşleri arasındaki ilişkide cüzdanlar ayrıdır. Ama musahiplikte cüzdanlar aynıdır. Ayrı düşünmek en büyük zaaf sayılır.

Bu sorumlulukları gönüllü olarak kabul eden iki aday dedelerine mürşitlerine başvurur. Niyetlerini ifade ederler. Dede de onların musahip olmasının şartlarını tanıklar huzurunda arar ve sorar. Dede şartları uygun görürse onları huzura alır. Dua alma vaziyetini alarak dua okur. Arkasından da musahip olmanın zorluklarını anlatır. Özetle; “1- Birbirinize ölünceye kadar yardımcı olacaksınız. 2- Yalan söylemeyecek, haram yemeyeceksiniz. 3- Elinize, dilinize, belinize sahip çıkacaksınız. 4- Birinizin günahından hatasından diğeriniz sorumlu olursunuz. O nedenle birbirinizin suç işlemesine engel olacaksınız.” der.

Dede sonra bu gönüllülere bir yıl süre vererek; "bu kardeşliğin sürüp sürmeyeceğini hayatınızda deneyin" der. Bu süreden sonra hoşnut olarak musahiplikleri sürerse gene dedeye başvururlar. Bu kez dede perşembeyi cumaya bağlayan bir akşam cem yapar. Bu iki istekli veya başka istekli varsa onlarla birlikte yapılacak musahip cemine katılırlar. Ceme musahip adayları eşleriyle birlikte katılır. Beyaz renkli dikişsiz, süssüz elbiseler giyerler. Yapılan törenle musahip olurlar. Bir alevi yerleşmesinde örneğin köyde oturan herkesin musahip olduğu düşünülürse ve musahiplerin de bu ilkelere bağlı hayatı olursa, gerçekten o yerleşme toplumsal anlamda birliğin, kardeşliğin hoşgörünün, toplumsal barışın, iktisadi bölüşümün, hakça yapıldığı bir toplumsal yapı oluşmuş olur.