ABD Bilimler Akademisi`ne iki Türk üye PDF Yazdır e-Posta


Prof. Dr. Aziz Sancar ve Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ABD Ulusal Bilimler Akademisi`nin yeni üyeleri arasına girdi.

ABD'den iki Türk prof.'a büyük onur
Prof. Dr. Mehmet Özdoğan (sağda) İstanbul Üniversitesi, Prof. Dr. Aziz Sancar ise Kuzey Carolina Üniversitesi'nde görev yapıyor. FOTOĞRAF: AYKUT UNLUPINAR/AA

Türk bilim adamları Prof. Dr. Aziz Sancar ve Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi üyeliğine seçildi. Biyokimya ve biyofizik alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Kuzey Carolina Üniversitesi profesörlerinden Sancar, dünyanın en prestijli bilim cemiyetlerinden olan Ulusal Bilimler Akademisi`nin 142. yıllık çalışma oturumunda seçtiği 72 yeni üye arasında yer aldı. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi öğretim üyelerinden Prof Dr. Mehmet Özdoğan ise Akademi`nin yeni üye olarak seçtiği 14 ülkeden 17 yabancı bilim adamı arasına girmeyi başardı. Kuzey Carolina Üniversitesi Sarah Graham Kenan Biyokimya ve Biyofizik Programı`nda görevli Sancar, 20 yıldır DNA`nın pek çok parçasının tanımlanmasında yaptığı öncülükle tanınıyor. Sancar, 2001`de Amerikan Kimya Cemiyeti tarafından verilen Kuzey Carolina Seçkin Kimyager Ödülü`nü almaya da hak kazanmıştı. Çeşitli arkeolojik çalışmaları ile tanınan Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ise halen Doğu Trakya-Marmara Projesi direktörlüğünü yürütüyor.

 ABD`nin en prestijli bilim cemiyeti olan Ulusal Bilimler Akademisi, kendi alanlarında orijinal çalışmalar yapan ve bu konuda sürekli başarılar gösteren bilim adamları ve mühendisleri üyeliğe seçiyor. Akademi`nin, Özdoğan gibi, Amerikan vatandaşı olmayan yabancı üye sayısının ise 360`ı bulduğu belirtilirken, yabancı üyelerin Akademi`de oy hakkının bulunmadığı ifade edildi. A.A

 
Bir milyon dolara Türk Evi PDF Yazdır e-Posta

 

Bir milyon dolara Türk Evi

Mardin’in Savur İlçesi’nde sekiz kardeşin yedincisi olarak dünyaya gelen, halen Kuzey Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü Başkanlığı’nı sürdüren Prof. Aziz Sancar, yaklaşık bir milyon dolar harcayarak bir Türk Evi açtı. Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’ne seçilen üçüncü Türk olan Aziz Sancar ve eşi Gwen Sancar tarafından kurulan AGS Foundation bünyesinde hizmet veren Türk Evi, doktora öğrencileri için yurt görevi de görecek. Türk Evi’nde kütüphane, konferans ve sinema salonları da bulunuyor.


 

1946 yılında Mardin’in Savur ilçesinde sekiz kardeşin yedincisi olarak dünyaya gelen, ilk ve ortaokulu Savur’da, liseyi Mardin’de okuyan Sancar, İstanbul Üniversitesinden Tıp Doktoru olarak mezun olduktan sonra iki sene Mardin’in köylerinde doktorluk yaptı. 2005 yılında dünyanın en prestijli kuruluşlarından Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’ne seçilen Prof. Aziz Sancar, Türk Evi kurma fikrinin ABD’ye geldiği ilk yıllara dayandığını belirtiyor. Yıllar önce Texas Dallas’ta Amerikan üniversite dünyasına adım atan Aziz Sancar, karşılaştığı güçlükler karşısında ileride kendi birikimleriyle bir Türk Evi kurmaya ve ABD’ye gelen Türk öğrencilerin hayatını kolaylaştırmaya karar veriyor.

ABD’nin Kuzey Carolina eyaletinde açılan ve yaklaşık bir milyon dolara mal olan Türk Evi’nden doktora öğrencileri yararlanacak. Üç katlı bir binada açılan Türk Evi’nde öğrencilerin kalacağı mustakil daireler, kütüphane, konferans ve sinema salonlarının yanısıra Amerikalılara Türkçe kursları veren bir merkez de yer alıyor. Kuzey Carolina Üniversitesi kampusu içinde yer alan Türk Evi, ünlü bilim adamının kendisi gibi nitelikli bilim adamı yetiştirme hayallerine de hizmet edecek.

Devamını oku...
 
North Carolina Türkleri Kaynaşma Yemeği PDF Yazdır e-Posta

 

Kaynasma Dinner, which was organized by Divan Cultural Center, was held at Sheraton Hotel in Durham. Kaynasma stands for solidarity in Turkish.

The purpose of dinner was to create an atmosphere where members of Turkish Community can meet, socialize and coalesce with one another.

Mr. Ekrem Hatip, Dr. Canguzel Zulfikar (Associate Director at Carolina Center for the Study of the Middle East and Muslim Civilizations) and Mr. Ilhan Huryasar gave speeches which emphasized the importance of harmony and unity in our community.

Dinner which had more than 110 guests was very successful with the interactive participation of the speakers and the other guests.

 



Divan Cultural Center:
http://divannc.org/
 
Çocuklar Odalarının Duvarını Boyamak İstiyorsa, Bırakın Boyasınlar. Evin Satış Değeri Düşmez! PDF Yazdır e-Posta


Bunu söyleyen Randy Pausch. "The Last Lecture" ile adını duyduğum bir üniversite hocası o.

Öğrencilerinin "hayatınız boyunca sadece bir kere karşılabileceğiniz türden bir insan" diye nitelendirdiği bir kişi. Esasında bunu söyleyen sadece öğrencileri değil, onu tanıyan veya okuyan herkes aynı şeyi ifade ediyor.

Yapacağınız bir dersin veya bir seminerin size verilen "son konuşma" şansı olduğunu bilseydiniz, dünyaya hangi gerçeği haykırmak isterdiniz? Dinleyicilere neyi miras olarak bıraktığınızı söylerdiniz?

Carnegie Mellon Üniversitesi’deki "The Last Lecture" semineri işte bu amaçla yapılan bir organizasyon. Son konuşmanız olsa bu, tüm yaşadıklarınızla geride kalanlara ne dersiniz?


Carnegie Mellon
Randy için ilk başta kabul edilmediği bir üniversite! Sonradan araya giren bir arkadaşının referansı ile okula kapağı atabilmiş.

"Çocukluk Rüyalarınızı Gerçekleştirmek" [Really Achieving Your Childhood Dreams] başlıklı bir konuşma yapmak üzere kürsüye çağrılıyor 46 yaşındaki Randy Pausch. Yaklaşık bir saatlik konuşmasını dinleyen 400 kişi var salonda.

Bu konuşma daha sonra YouTube’a düşüyor. Neden yaşadığını bilmeyen çok sayıda insanın hayata yeniden tutunmasını sağlayan bu video ağızdan ağıza çabuk yayılıyor. Bir üniversite profesörünü dinlemek için milyonlarca insan giriyor YouTube’a. (Ülkemiz otoritelerince çok zararlı görülen bu site bizde halen “yasaklı”. Gülmeyin!)

Randy Pausch

Dünyada “sanal gerçeklik” (virtual reality) öncülerinden, insan-bilgisayar ilişkisi (human-computer interaction) araştırmacısı, hocalık yaptığı Carnegie Mellon Üniversitesi’nin Eğlence Teknolojileri Merkezi‘nin kurucularından ve Alice isimli yazılım projesinin yaratıcısı.

Evlenmek için 39 yaşına kadar neden beklediği sorulunca, “mutluluğu benim mutluluğumdan daha önemli olacak kişiyi bulmak için bekledim” diyen Randy; Jai ile evlendikten sonra (şimdi 2, 3 ve 6 yaşlarında olan) üç çocuğun babası olmuş.

Evet, “bu yapacağınız son konuşma olsa, dinleyicilere neler aktarırdınız?”

Randy’nin kürsüye çıkmadan önce bu durumu hayal etmesine ise gerek yok. O zaten 2006′da yakalandığı pankreas kanserinden kurtulamayacağını ve öleceğini 1 ay önce öğrenmiş ve son aylarını yaşadığını bilerek çıkıyor dinleyicilerin karşısına. 18 Eylül 2007′deki bu konuşma onun gerçekten de son semineri oluyor.

Ve salondakilerin beklentisinin tersine onun anlattıkları "ölüm" üzerine olmuyor. O, zorlukların nasıl üstesinden gelinebileceğini, bizim başkalarının rüyalarını gerçekleştirmelerine nasıl yardım edebileceğimizi ve elimizdeki tek gerçek şeyin zaman olduğunu anlatıyor.

Yani "hayatı" anlatıyor Randy. İnatla inandığı kendi doğrularını… Sık sık kahkalarla kesilen, ayakta alkışlanan… (video ingilizce, süresi 85 dakika, ilk 8 dakikası Randy’nin kürsüye çağrılmadan önceki tanıtımları.)

Son Konuşma: 

Hatırı sayılır sayıda makale okudum Randy Pausch hakkında. Yaşadıkları, yaptıkları, inandığı doğrular…

"Doğrular" demişken!..

Devamını oku...
 
STEVE JOBS - 'Stay hungry, stay foolish - Aç kalın, aptal kalın' PDF Yazdır e-Posta

 

Geçtiğimiz yıl pankreas kanserine yakalandığını öğrenerek, tedaviye başlayan Apple'ın CEO'su Steve Jobs, başarılı bir ameliyat geçirdi. Öğrencilere seslenirken, başlangıçta doktorların kendisine eve gidip, ailesiyle vakit geçirip, işlerini yola koymasını, yani bir anlamda 'ölmeye hazırlan' mesajını ilettiğini anlatan Jobs, gençlere zamanlarının kısıtlı olduğunu hatırlattı. Son derece dramatik olan konuşmada, Jobs'un unutulmaz bir ders niteliğindeki sözlerinin özeti şöyle:

1 Size yaşamımdan üç öykü anlatacağım. İlki noktaları birleştirmekle ilgili. Ben üniversiteden mezun olmadım, altı ay sonra okulu terk ettim. Annem üniversitedeyken, evlenmeden hamile kalmış ve beni evlatlık olarak bir avukat ve eşine vermiş. Bu aile bir kız çocuğuna sahip olmak istediği için, başka bir aile gündeme gelmiş. Biyolojik annem, yeni ailenin üniversite mezunu olmadıklarını keşfedince, onlara beni üniversiteye göndermeleri koşuluyla evlatlık vermiş.

2 Üniversiteye 17 yaşında başladım, ama işçi sınıfından gelen ailemin tüm birikimi okul taksitlerine gitsin istemedim. Bu yüzden okulu bıraktım. Hayatımı boş şişeleri satarak sürdürmeye çalıştım. Okulda verilen kaligrafi dersleri ilgimi çekti, bu derslerde  yazı karakterleri hakkında her şeyi öğrenme imkânım oldu.

3 On yıl sonra, Macintosh bilgisayarları tasarlarken, bütün bu öğrendiklerim bana yol gösterdi. Macintosh, harika bir yazı karakteri olduğu için beğenildi.
Devamını oku...
 
Rusya'da Yatırım Yapan Başarılı Türk İşadamları PDF Yazdır e-Posta


500 firma yatırım yaptı aşçı giden patron oldu

Türk şirketlerinin 6 milyar dolara yakın yatırımı bulunan Rusya'da şansını deneyen Kırıkkale'li Mustafa Çalkan başarıyı yakaladı. Aşçı olarak gittiği Rusya'da şimdi 4 fabrikası var. 100 milyon dolar ciroya ulaştı

 


Rusya, Almanya ve Fransa gibi yoğun Türk nüfusun yaşadığı ve yatırım yaptığı Avrupa ülkeleri hariç tutulduğunda, Türkiye'den giden yatırımcılarının en çok yatırım yaptıkları ülke oldu. Bu ülkede 500'e yakın Türk firmasının yatırımı var. Ufak çapta olanlar hariç, 5 milyon doların üzerinde büyüklüğe sahip Türk yatırımlarının toplamı 6 milyar dolara yaklaşıyor.

Bu yatırımcılar içinde, Koç, ENKA, Anadolu, Şişecam gibi bilinen büyük yatırımcıların yanı sıra, tamamen Rusya'da doğup büyümüş Türk yatırımcılar da var. 100 milyon dolar ciro yapan aşçı Mustafa Çalkan bunlardan biri.

Rusya'da, dolar milyarderlerini ortaya çıkaran büyük dönüşüm fırsatlarını iyi değerlendiren Çalkan Şirketler Grubu'nun sahibi Mustafa Çalkan. Rusya'da 'et kralı' olarak tanınıyor. Rusya'ya 19 yaşında giden Çalkan'ın Rusya'da dört fabrikası var. Şirketlerinde 1200 kişi çalışıyor.

Devamını oku...
 
'Gönüllü Eğitimciler' Sri Lanka'ya da ulaştı; İlk Türk okulu açıldı PDF Yazdır e-Posta


Image

Sri Lanka'da ilk özel Türk Okulu düzenlenen törenle açıldı. Özel Zodiac Burç Akademisi adı verilen okulun açılışına Sri Lanka ve Türkiye'den seçkin davetliler katıldı. Törene Türkiye'den Bolu Milletvekili Yüksel Çoşkunyürek, Bolu Belediye Başkanı Alaattin Yılmaz, Bolu Sanayici ve İşadamları Derneği (BOSİAD) Başkanı Adnan Dalyan ve işadamları katıldı.  

 Törende Sri Lanka heyetinin başkanlığını da Eğitim Bakanı Susil Premajayantha yaptı. Törende konuşan Sri Lanka Milli Eğitim Bakanı Premajayantha, Tsunami felaketinden Türkiye'nin Sri Lanka'ya bir Kızılay Köyü yaptırarak ilişkilerin gelişmesinde aktif bir rol oynadığını belirtti. Bakan Türk hükümetinin girişimlerinden sonra Özel Zodiac Burç Akademisi'nin de iki ülke ilişkilerini pozitif etkileyeceğini ifade etti. Bakan Premajayantha Türk halkına ve okul açılışına gelen Bolulu misafirlere teşekkür etti.

Devamını oku...
 
SRİ LANKA'da TÜRK KÖYÜ PDF Yazdır e-Posta

 

 
Buddhist Temple at the Turkish Village in Sri Lanka and Young monk and the Water Tank of the Village.
Turkish Village photos by: Bircan ÜNVER
Taken on December 11-13, 2006.


By Bircan ÜNVER

On February 9, 2005, the day I left Sri Lanka, after my monthly stay there, followed by the Tsunami, I was very excited to hear the news about the Turkish Village. On the very same day, Turkish Prime Minister, Recep Tayyip Erdogan, was going to launch a Turkish Village project in Matara. I had been aware of this project while I was going to Sri Lanka over Turkey, and I had learned more about it in Colombo. I had met two representatives of the Turkish Blue Crescent in Colombo who were working for the preparations of launching of the Turkish Village project in Matara. 

I read the news about the project after Turkish Prime Minister Erdogan launched it in the Turkish daily newspapers after I returned to New York, but I did not read or hear any other related news in any other media in NY. Since then I was curious to know more about this project and the process.

Later, I read in the Turkish media that Turkish Red Crescent built a Buddhist Temple in the Turkish Village in Matara in December 2005. It was very exciting for me to learn about the continuing progress of the project.

Prior to my re-visit to Sri Lanka in November-December 2006, I was thinking of visiting the Turkish Village although I didn't know much about its progress or if the project was completed or not. 

I met with a gentleman named Andrew Noad from Australia at Senkada in Colombo 4, where I frequently checked my e-mails during my stay in Colombo. He was a representative of an Australian NGO's Housing project for tsunami victims. I was planning to go to Matara the next day to see the Turkish Village. This was an interesting coincidence since Australia was one of the countries who mostly built and provided housing projects for tsunami victims.

Later, I also learned from Mr. Ali Ilyas Halilibrahimbeyoglu, President of 10th Period of the construction to the Turkish Village, that the Turkish Village was the largest housing complex built after the tsunami for the victims by the Turkish Red Crescent in Midigama on Matara Road in Sri Lanka. He informed me that this complex contained 450 houses with multi-complex social units with a self-reliable economic system via organic agriculture.
Devamını oku...
 
Looking back on the celebration of Two Universal Men: RUMI & CLARKE PDF Yazdır e-Posta


Looking back on the celebration of Two Universal Men:

RUMI & CLARKE

(Bu yazının orijinali www.lightmillennium.org adresinde yayınlanmıştır.)

A Dedication & Joint Celebration of Mevlana Celaleddin RUMI's 800th Birthday in conjuntion with his "Seb-i Arus
&
Sir Arthur C. CLARKE's 90th Birthday


Photos and written by
Emily ALP

A crowd of about 75 people turned their attention from conversation to the pastel, heavily-frosted sheet cake.* It was big enough to feed several dozen people. A blue, “Happy Birthday” word candle sat in its corner, and someone lit it before the crowd started singing two Happy Birthdays – one for Mevlana Rumi and one for Arthur C. Clarke. <For Sir Arthur C Clarke: 90th Birthday Reflections: http://www.youtube.com/watch?v=3qLdeEjdbWE>

On this crisp, cold early December evening, people gathered from around the city, and even from as far away as Connecticut, to celebrate as the program’s name suggests: “Two Universal Men.” The program – organized by Light Millennium in collaboration with the City University of New York’s Graduate Center – marked a continuation in celebrating the 800th anniversary year of Rumi as well as a cosmic intersection between Rumi’s departure from the world, or Seb-i Arus, and Clarke’s 90th birthday.


Bircan Unver with Sir Arthur C. Clarke

Bircan Unver with Sir Arthur C. Clarke on His 89th Birthday at Barnes Place in Colombo, Sri Lanka.(Photo: Rohan DeSilva)

Some guests came from Connecticut for the program.

Everyone approached their seats, wine and cake in hand, for an hour and a half of readings and presentations commemorating Rumi and Clarke’s work – most importantly, how their ideals overlap to emphasize unity in practical as well as spiritual ways.

For Clarke, this unity can be discovered through the advancement of science, the understanding of the universe and the connection of all, as one mastermind. For Rumi, unity is more personal at its root, yet no less expansive in its effect. It is a unity of God and human, a unity whereby humans find God within themselves, everywhere and beyond.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

Sayfa 4 / 4