ÇEVRE
İklim değişikliğine hazır kentler

İklim değişikliğiTürkiye’nin Belediye Başkanları iklim değişikliğinin bilincinde olduklarını ve sorumluluk almaya hazır olduklarını duyurmak için İstanbul’da “Türkiye’de Sürdürülebilir Kentler: Düşük Karbonlu Sürece Geçiş Nasıl Yönetilir?” başlıklı konferansta bir araya geliyor.

Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye, 11 Ekim 2011, İstanbul; Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye ve Fransız Kalkınma Ajansı (AFD)’nin ortaklaşa düzenlediği, “Türkiye’de Sürdürülebilir Kentler: Düşük Karbonlu Sürece Geçiş Nasıl Yönetilir?” başlıklı konferans, 15 Kasım 2011 tarihinde İstanbul Hilton Oteli’nde gerçekleştirilecek. Konferansta dünya kentleri iklim değişikliği ile ilgili ne tür önlemler alıyor, sürdürülebilir kentler için örnek eylem planları, konu ile ilgili nasıl kaynak sağlanacağı gibi konular ele alınacak.

Devamını oku...
 
Gebze-İzmir Otoyolu Uluabat Gölünü Tehdit Ediyor

Gebze-İzmir Otoyolu Uluabat Gölünü Tehdit Ediyor

Çördük köylüleri, Gebze-İzmir Otoyol projesini alan OYİAŞ konsorsiyumun düzenlediği halkı bilgilendirme toplantısını terk etti. Avrupa'daki banka ve finansörler Çevre ve Sosyal Etki Değerlendirmesi konusunda halkın bilgilendirilmesini "proje finansman şartı" olarak öne sürüyor.

Bursa Uluabat Gölü

Bursa'nın Mustafa Kemalpaşa İlçesine bağlı Çördük köylüleri Uluabat gölüne zarar vereceğini düşündükleri Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi'nin Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirmesi toplantısını, "gözlerden uzak yapıldığı" gerekçesiyle terk ettiler.

Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden Prof. Dr. İsmet Arıcı, Akademik Odalar Birliği adına karşı çıkış gerekçelerini şöyle özetliyor: "Uluabat kuşların yaşadığı bir alan, kuşlar çoğalmayacak, üremeyecek, kaçacaklar, artık buraya gelmeyecekler. Otoyolda yaşanacak bir Tanker kazası gölün ölmesi anlamına gelir. Otoyolun yapılacağı güney kısmı yamaçta yer alıyor ve en çok buzlanmanın olduğu alan. Buzlanmaya karşı atacakları tuz bile bu bölgenin ekolojik dengesini bozacaktır. Ramsar sözleşmesi gereği mutlak koruma alanı olan göl, egzos, benzin, asfalt, inşaat faaliyetleri ile tehdit altındadır" dedi.

1971'de kabul edilen Ramsar Sözleşmesi tüm sulak alanların korunmasına birincil öncelik sağlanması, sulak alan ekosistemlerindeki biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesi yönünde gerekli önlemlerin alınmasını öngörüyor. Türkiye Ramsar Sözleşmesi'ni 1993'de imzaladı. Uluabat gölü sözleşme uyarınca Türkiye'de korumaya alınan 250'yi aşkın sulak alan arasında.

Devamını oku...
 
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SERGİSİ

AMERİKAN DOĞAL TARİH MÜZESİ'NİN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SERGİSİ

İklim değişikliğiAmerika'nın en önemli doğal tarih müzelerinden birisi olan Amerikan Doğal Tarih Müzesi'nin İklim Değişikliği sergisini İstanbul'a getirmek isteyen Arter Tasarım'a GOSB yönetiminden verilen destek çerçevesinde 13.04.2011 tarihinde gerçekleşen bilgi paylaşım toplantısına, Arçelik-LG, Bilim İlaç, Clariant, Colgate Palmolive, Eczacıbaşı Gişirim Pazarlama, İdeal Gıda ve Siemens şirketlerinin ilgili yöneticileri ile GOSB Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Yıldırım, Bölge Müdür Yardımcıları Sertaç Ürkmez ve Gülser Kaya katıldı.

Arter Tasarım yöneticilerinin hazırlamış olduğu sunumu ilgi ile izleyen şirket yöneticileri sunumun sonunda, böylesine güncel bir konuyu işleyen İklim Değişikliği sergisinin mutlaka desteklenmesi gerektiğini ifade ettiler. Sunumun sonunda, REC Türkiye (Bölgesel Çevre Merkezi) Direktör Yardımcısı sergi sırasında gerçekleştirecekleri eğitim programları hakkında bilgi verdi. Sergi esnasında paralel etkinliklerle sergi ile ilgili kamuoyunu sürekli güncel tutmayı planlayan Arter Tasarım, paralel etkinlik mekanlarından birisi olarak GOSB'un mekanlarından yararlanacaklarını ve bunun için GOSB yönetimine teşekkürlerini ifade ettiler. 

Devamını oku...
 
Cancun iklim zirvesinden uzlaşma çıktı

Meksika'nın Cancun kentinde yapılan BM iklim konferansında katılımcılar iklim değişimiyle mücadele konusunda bir anlaşmaya imza attı.

Bolivya'nın itirazlarına rağmen, karşılıklı ödünleri içeren ve ev sahibi Meksika tarafından hazırlananı metin üzerinde uzlaşmaya varıldı. Bazı ülkelerin Kyoto Protokolü'ne muhalefeti nedeniyle ilerleme kaydedilemiyordu ancak sonunda bir ara çözüm bulunduğu söyleniyor. Taslak metinde karbon salımlarında keskin düşüşlere ihtiyaç olduğu belirtiliyor ancak bunun düzeyi belirlenmiyor. Fakir ülkelerin iklim değişimine uyumunu sağlamaya yönelik bir fon kurulması da ileri doğru büyük bir adım olarak değerlendiriliyor. 

2020 yılına kadar, yılda 100 milyar dolarlık "yeşil fon", iklim değişiminin etkilerini yumuşatma ve düşük karbon salımına geçişte yardım amacıyla fakir ülkelere tahsis edilecek. 192 ülkenin katıldığı konferans tarafından kabul edilmesi halinde bu fon, gelişmekte olan ülkelerin ormanlarını korumaları için kullanılacak. Küresel ısınmanın 2 santigrat derecenin altında tutulmasını hedefleyen tasarı, bu fonun 2020 yılına kadar kurulmasını, bu amaçla ormanların korunması için gerekli parasal desteğin bu fondan verilmesini içeriyor. 

Tasarının BM kararına dönüşmesi için bakanlar tarafından bugün veya yarın oylanarak kabul edilmesi gerekiyor.

 
ABD'de Yedinci Yeşil Festivali

Washington’da sık sık çevreyele ilgili etkinlikler düzenleniyor. Bunlardan biri de geçtiğimiz haftalarda kutlanan 7. Yeşil Festivali.

Yeşil Festival’deki Çevre-Moda Sahnesi’nde sergilenen tüm kıyafetler geri dönüşümlü maddeler kullanılarak dizayn edilmiş. Kendi yaptığı el çantaları ve aksesuarları sergileyen Cherry Kwunyeun şöyle konuşuyor: “Eski etek ya da örtülerde kullanılan kumaşı yeniden kullanarak el çantaları yapıyoruz. Daha modaya uygun ve pazarlanabilir çantalar yaratıyoruz.”

 

Festivalin Kent Çiftçiliği fuarında bahçecilik uzmanı Pablo Elliott  bitkileri polyester kumaşıyla soğuktan nasıl koruduğunu anlatıyor. Festivalin kurucularından Kevin Danaher ise şunları söylüyor: “Festivalde yaklaşık 200 konuşmacı, 300 yeşil ekonomi sergisi var. Halkı çevreci yaşam tarzına teşvik etmeye çalışıyoruz. Daha önce bilmedikleri bilgileri vermek ve yeni bir şirket veya kuruluşu tanıtmayı hedefliyoruz.”

Devamını oku...
 
Anadolu'dan And Dağlarına Ekofeminizm

Kadınlar Ekolojik Dönüşümde
Yeni İnsan Yayınevi'nden çıkan Kadınlar Ekolojik Dönüşümde, çok sesli ve çok kültürlü bir kadın ve ekoloji kitabı. Kitapta, Anadolu'da sandığında tohum saklayan ninelerimizin deneyimlerinden And dağlarındaki Bolivyalı yerli kadınların şifacılığına kadar pek çok farklı deneyime rastlamak mümkün.


And dağlarındaki Bolivyalı yerli kadının bitkilerle iyileştirmesinden, Anadolu'da sandığında tohum saklayan ninelerimizden öğreneceklerimize kadar çok sesli ve çok kültürlü bir kadın ve ekoloji kitabı çıktı! Yeni İnsan Yayınevi'nin Haziran 2010'da yayımladığı Kadınlar Ekolojik Dönüşümde, Türkiye'nin ilk ekofeminist kitaplarından.

Bu kitapta ekofeminist teori değil, Türkiyeli kadının ekolojik dönüşümdeki çabası dahil Avustralya, Bolivya, Hindistan, Aotearoa/Yeni Zelanda, Afrika ve Güney Asya dahil olmak üzere kadınların ekolojik uğraşları ve düşünceleri var. Çünkü doğrudan söz paylaşımının bizlere çok şeyler katacağına inandık.

Ekolojik dönüşümün kapsamını yalnızca çiçek, böcek ve kelebekten ibaret görmediğimiz için aktivist kadınların yanı sıra çizgi ve düşünce üretenlere de yer verdik. Kadının insan haklarından ekososyalist feminizme, antropolojik ve biyolojik olarak kadının duruşuna kadar uzanıyoruz. Kitaba katkı sağlayanlar arasında ekolojik harekete yıllardır emek verenler olduğu kadar feminizmin 'f' siyle bu kitapla tanışanlarımız var. Bunu özellikle böyle istedik.

Neden ekofeminizm

Erkek egemen toplum ile endüstriyel kapitalizm arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna inanıyoruz. Doğaya tahakküm edip onu 'uysallaştıran' patriyarkal bakış açısı kadının da (Avustralyalı feminist yayınevi yöneticilerinden Susan Hawtorn'un kitabımızda değindiği gibi) 'vahşi doğasını' ıslah etme yoluna gitti. Doğayı bir kaynak deposu olarak gören kapitalizm ve erkek egemen toplum aynı zamanda doğayı yok ediyor.

Devamını oku...
 
Yaşayan Gezegen Raporu 2010


Doğal Hayatı Koruma DerneğiDoğal Hayatı Koruma Vakfı'nın iki yılda bir yayımladığı Yaşayan Gezegen Raporu'nun 2010 verilerine göre doğa kırmızı alarm veriyor. Rapordaki en önemli göstergelerden biri olan Yaşayan Gezegen Endeksi, 2 bin 500 türün ve 8 bin popülasyonun ölçümlenmesiyle son 40 yılda küresel ölçekte biyolojik çeşitliliğin yüzde 30 azaldığını ortaya koyuyor. Rapordaki bir diğer önemli ölçüt olan Ekolojik Ayak İzi ise, son 40 yılda doğal kaynak talebimizin iki katına çıktığını gösteriyor. Bu da, hayatımızı sürdürmek için 2010 yılında 1.5 gezegene ihtiyacımız olduğuna işaret ediyor.

Gelişmiş ülkelerin ayak izi, gelişmişlik düzeyi düşük olan ülkelerin beş katına denk geliyor. Ekolojik ayak izinin yarısından fazlasını karbon emisyonları oluşturuyor. Ekolojik limit aşımıyla ortaya çıkan küresel iklim değişikliği, son 50 yılda 11 katına çıkan karbon ayak izinin bir sonucu. Detaylı bilgiye www.wwf.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

 

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 ve 5