Sürdürülebilir Mimarlık ve Bir Deney Yerleşkesi: Arcosanti


Günümüzde çok sık kullanılan “sürdürülebilir mimarlık” terimi aslında birçok tartışmayı da beraberinde getiriyor ve konunun genişliği aynı zamanda kavram karışıklığının varlığına işaret ediyor. Çevresel tasarım, yeşil mimari, ekolojik mimari, enerji etkin mimari, çevreye duyarlı mimari gibi genişletilmiş anlamı içerisinde karmaşık, çelişen bir kavram.

Sürdürülebilir mimari; bina ve çevre ilişkisini irdeleyen yaklaşımları da kapsayan bir üst başlık olup, küresel çevre sorunları ve gelişme problemlerine çözüm olarak desteklenen stratejik bir yapılaşma şekli. Bu şekilde bulunduğu coğrafyanın toplumsal, kültürel ve ekonomik altyapısına bulunduğu katkıyla da ve mevcut fiziksel çevre verilerinden üst düzeyde yararlanılmasıyla, çevreye duyarlı bir mimari uygulama öngörülüyor.

Ülkemizde sürdürülebilir mimari başlığı altında daha çok özel konut denemeleri görülmekle beraber, tam bir çevresel katkı sağlanması anlamında bir yerleşke haline getirilmesi gerekiyor. Tekil denemelerin sürdürülebilir mimari kavramının içinde olmaktan çok “enerji-etkin konut” başlığı altına alınması daha doğru.

Planlama aşamasından öteye geçebilmiş eko-köy adında birkaç yerleşkenin ise gelişimi yavaş çünkü insanlar alışılmış mevcut yaşam tarzını geride bırakmaya hemen razı olmuyor ve bu kavramda insanların aklında mutlaka bir köy yaşantısı olması gerek tarzında yanlış bir kanı da mevcut.

Dünyada sürdürülebilir mimarlık kavramında bir köy kavramının dışına çıkan aslında tam bir şehir deneyimini insanlara yaşatmaya çalışan bir deneme olarak Arcosanti’yi ele alabiliriz.


Arcosanti-Arizona Genel Görünüş

Ünlü İtalyan Mimar Paolo Soleri 1970’li yıllardan bu yana mimari ve ekolojiyi barıştıran projeler geliştirdi ve Cosanti Vakfı 1970’de Arcosanti yerleşkesini inşa etmeye başladı.

Soleri için şehir, tasarlanmış doğa ve çevre demektir, çevreyi korumak, topluma değer katmak için bir araçtır.

5.000 kişinin yaşaması planlanan ve Arizona Çölü'nün tam ortasında inşa edilen Arcosanti projesi, bir şehrin dışarıya ihtiyaç duymadan, kendi kendisine yetebileceğini göstermek amacıyla inşa edilen deneysel bir yerleşim alanı.

Soleri, bu deneysel şehrin kurulmasındaki ana amacın, otomobilin değil de insanların başrolde olduğu, birbirleriyle daha fazla etkileşim halinde bulunduğu, tüm hizmetlerin aslında insan için var olduğu, ısınma soğutma gibi temel ihtiyaçların doğal yollarla sağlandığı, trafikte iki saat beklemediğiniz, hastaneden sergiye kadar ihtiyacınız olan her yere ulaşım özgürlüğünüz olan bir yer inşa etmek olduğunu belirtirken bunun aslında bir prototip olduğunu da ekliyor.

Arcosanti yerleşkesindeki çalışma, barınma, sosyal faaliyetler gibi işlevlerle insanların başka bir yere ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürmesi amaçlanıyor ve bir şehir yaşamında bulunabilecek sanat etkinlikleri, sergiler konserlerin yapılacağı mekanlar da bulunuyor.

Bu yerleşkede güneş panelleriyle elektrik üretilmesi, atık suların değerlendirilmesi planlanıyor ve bölgedeki topraktan elde edilen seramik de yapı malzemesi olarak kullanılıyor.

Arcosanti prototipinin önemli bir bölümü, kompakt bir şekilde inşa edilmiş binaları, güneye bakan seralarla birleştirmeye çalışıyor. Bu seralar, sadece besin üretmek için değil, yukarıdaki şehri ısıtacak büyük yassı platformlar bir nevi enerji istasyonu olarak da kullanılacak. Kışın taşıma, soğutma masrafları ortadan kalkarken, çevreye verilen zararın da minimuma inmesi planlanıyor.

Örnek olarak solda görülen çok işlevli bina, hem çalışma, hem barınma, hem rekreasyon işlevini tek bir yapıda topluyor. Mekanlar, çatıdaki güneş kolektörleri sayesinde depolanan sıcak havanın tüpler vasıtasıyla mekanlara ulaştırılması ile ısıtılıyor.

Seramik yapım atölyesinde üretilen seramik hediyelik eşyaların satışından da yerleşkeye önemli bir gelir elde ediliyor. Kemer şeklinde girişi bulunan bu atölye yazın sıcaktan ve gün ışığından (seramiklerin bozulmaması için) korunaklı bir tasarım içeriyor. Şehir planı olarak, ciddiye alınıp daha geniş alanlara geniş alanlara uygulanması halinde, yaşam kalitesini ciddi biçimde artıracak bir prototip.

Projede yer alan diğer mimar Romger Tomalty’ye göre: Bu model bütün politik, coğrafi, ekonomik engel, sınır ve farklılıkları aşacak düzeyde ve şehir yaşayan bir organizma.

Bu yaklaşıma göre, içinde yaşayan insanları ve sosyal sistemleri içinde barındıran bir şehrin, tüm diğer yaşam formları gibi karmaşık ve minyatürize olması gerekiyor.

Bu projedeki amaçlardan biri de, yayılarak tarım alanlarını, insanın nefes alabildiği alanları işgal eden bir yapılaşma yerine, üç boyutlu, iç içe geçmeli yaşam ve çalışma ortamları yaratmak.

Bunlar minyatür boyutlarda olmakla birlikte, daha verimli bir hayat standardı sağlayacak.

Tarih: 21 Ekim 2008 Yazan: Özlem Sümengen (İTÜ Gayrimenkul Geliştirme Yüksek Lisans Öğrencisi)

http://www.arkitera.com/h35201-surdurulebilir-mimarlik-ve-bir--deney-yerleskesi-arcosanti-.html