Adalet sahibi Nuşirevan'la ihtiyar bağcı / Feridüddin-i Attar
Nurişevan, bir gün yola düşmüş, atını ok gibi sürüyordu. Yolda yay gibi beli bükülmüş bir ihtiyar gördü.
O ihtiyar, birkaç meyva fidanı dikiyordu. Padişah dedi ki: "Saçın, sakalın süt gibi ağarmış.
Ancak birkaç günlük ömrün var. Neden buraya ağaç dikiyorsun?"
İhtiyar, padişaha, "fazla söyleme" dedi, "bizim için birçok kişiler fidan diktiler.
Bu yüzden biz de bugüne kadar meyvalarını yedik, devşirdik. Bizim de başkaları için dikmemiz lazım.
Elden geldiği kadar adım atmalı, her adımda bir düzen gerek."
İhtiyarın sözü padişaha hoş geldi. Bir avuç altın verip "al" dedi.
İhtiyar, "kutlu padişahım" dedi, "ağacım şimdiden meyva verdi.
Ömrüm, yetmiş yıldan fazla uzasaydı bu mahsulden daha iyi mahsul elde edemezdim. Bunu sen de bilirsin.
Halbuki bugün ektiğimi on yıl beklemedim. Bugün ektiğim, bugün altın meyva verdi."
Padişah, ihtiyarın sözünden daha ziyade memnun oldu. O yeri de ona bağışladı, oradaki suyu da.
Sana da bugün bir iş başarmak gerek. Bir iş başarmadıkça meyva elde etmene imkan yok.

Yedi asırdan beri her sene meyve veren bir karadut ağacı vardır
Hacı Bektaş-ı Veli'nin türbesinde. Horasan'dan gelme...
Bu kara dut için Hacı Bektaş-ı Veli şöyle demiş:
"Bu ağaç dut verdikçe bilesiniz Anadolu bizimdir..."