Düzce Belediye Başkanı Ortadoğu ve Batı Asya Bölge Teşkilatı Ombudsmanı seçildi PDF Yazdır e-Posta


Düzce Belediye Başkanı İsmail BayramBirleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler’ tarafından  birliğin Ortadoğu ve Batı Asya Bölge Teşkilatı Ombudsmanı seçildi.

Genel Merkezi İspanya’nın Barselona kentinde bulunan ve kısa adı UCLG-MEWA olan Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Birliği 30 Eylül 2010 tarihinde İstanbul’da toplandı. 100’den fazla ülkeden üyeleri bulunan ‘Yeni Dünya Teşkilatı’ olarak da anılan birliğin Ortadoğu ve Batı Asya Bölge Teşkilatlanması gerçekleştirildi. Birliğin Yönetim Kurulu toplantısında alınan karara göre Düzce Belediye Başkanı İsmail Bayram Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Ortadoğu ve Batı Asya Bölge Teşkilatı Ombudsmanı seçildi. Buna göre Başkan İsmail Bayram, bölge teşkilatının kendi ana tüzüğünde belirtilen amaçlara göre, bölgede yerel yönetimler arasında çıkacak anlaşmazlık durumlarında hakemlik rolü üstlenerek çözüm bulacak. Başkan Bayram ayrıca bölge teşkilatının görevlerinin yürütülmesine, gerekse de uzlaşmazlık konularına ilişkin tavsiye niteliğindeki yıllık raporunu, değerlendirilmek üzere UCLG- MEWA konseyi toplantısına sunacaktır. Böylelikle Belediye Başkanı İsmail Bayram birlik üye ülkelerdeki yerel yönetimlerin güçlenmesine, yerel yönetimler arasında dayanışma duygulusunun artmasına, işbirliklerinin gelişmesine, iyi yönetişim ilkelerinin hayata geçirilmesine önemli katkılar sunmuş olacak.

Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Teşkilatı Nedir?

Teşkilatın temel amacı, demokratik yerel yönetimin birleşik sesi ve dünya ölçeğinde savunucusu olmak ve yerel yönetimler ve uluslar arası topluluk ile işbirliği içinde, değerlerini, amaçlarını ve çıkarlarını korumaktır. Kısaca, yeni dünya teşkilatı olarak da anılan birlik, uluslar arası topluluk önünde yerel yönetimlerin etkin bir biçimde temsil edilmesini sağlayan, yerel yönetimler ve yerel yönetim birlikleri arasında uluslar arası işbirliğini teşvik eden ve yerel yönetimler konusunda dünya çapında temel bilgi kaynağı olan bir konumdadır. 100’den fazla ülkeden üyeleri bulunan yeni dünya teşkilatı, kentler ve yerel yönetimler alanında dünyanın en geniş kapsamlı oluşumu haline gelmiştir. Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler, yerel yönetimler konularında Birleşmiş Milletler nezdinde yerel yönetimlerin sözcüsü konumundadır.

 
GÜZELDERE ŞELALESİ PDF Yazdır e-Posta

GÜZELDERE ŞELALESİ

Düzce, şelaleler yönünden çok zengin bir ilimizdir. Türkiye'nin hatta Avrupa'nın en büyük ve güzel şelaleleri burada bulunmaktadır.

Güzeldere Şelalesi, Düzce’nin Gölyaka ilçesinin sınırları içerisinde Düzce’ye 28, Gölyaka’ya ise 16 km mesafedeki Gölyaka Güzeldere Köyü’ndedir ve rakımı 630 metredir. Güzeldere Köyü’nden geçen Bıçkı Deresi üzerinde bulunan Güzeldere Şelalesi 135 m. yükseklikten dökülen suyun doğal coşkusunun değişik ağaç türleri ile renk cümbüşü oluşturduğu , güneş ışınları ile gökkuşağını içinde barındıran Türkiye'nin en büyük şelalelerindendir. Altında Efteni Gölü ve Kuş Cenneti, üstünde Pürenli Yayla bütünlüğü, doğal alabalıkları, mesire ve piknik alanları, doğa yürüyüşü parkurları orman içi dinlenme yerleriyle muhteşem bir doğa güzelliğine sahiptir.

Güzeldere Şelalesi

Güzeldere Şelalesi

Güzeldere Şelalesi Orman Bakanlığı Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü tarafından “Orman İçi Dinlenme Yeri” olarak tescil edilmiştir. Elmacık Dağı (1700 m)’na uzanan bu şelale ve çevresi orman yapısı ile de dikkat çekmektedir.

Güzeldere Şelalesi

Güzeldere Şelalesi

Güzeldere Şelalesi

Şelalenin bulunduğu alanda, Kayın, Gürgen, Köknar, Porsuk, Sarıçam, Karaçam, Kestane, Ihlamur, Akçaağaç, Dişbudak, Ceviz, Orman Kavağı, Orman Söğüdü, Orman Gülü, Kara Yemiş, Papaz Külahı ağaçları; Böğürtlen, Üvez, Alıç, Taflan, Kantaron Otu, Kardelen, Arap Sümbülü, Siklamen, Menekşe, Düğün, Eğrelti, Fiğ, Burçak gibi bitkiler de görülmektedir.

Yaban hayatı yönünden de bu bölge zengindir. Boz Ayı, Kurt, Tilki, Çakal, Vaşak, Karaca, Geyik, Yaban Domuzu, Sansar, Karatavuk ve Ağaçkakan gibi hayvanlar da bu bölgede görülmektedir.

 
EFTENİ GÖLÜ - Kuş Cenneti PDF Yazdır e-Posta

EFTENİ GÖLÜ - Kuş Cenneti 

   Efteni Gölü

Efteni Gölü

Efteni Gölünden görüntüler

Düzce'nin Gölyaka ilçesinde bulunan Efteni Gölü, göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan önemli ve ender merkezlerden biridir. Efteni Gölü  bünyesinde 35 tanesi kalıcı olmak üzere toplam 150 çeşit kuşa ev sahipliği yapan bir kuş cenneti olarak anılmaktadır. Leylekler, yaban ördekleri, tepeli beyaz balıkçıllar, angıt, sakarmeke, kuğular, gölün gediklilerinden olup kolay görünenler arasında yer almaktadırlar. Kuşların göç yollarında, bir mola gölü olan Efteni Gölü, su seviyesinin dışında nilüfer çiçekleriyle, sazlıklarıyla kuşları saklarken fotoğraf ve kuş gözlemcilerine kompozisyon oluşturuyor. Boz kaz, sakarca, yeşilbaş, fiyu, bekri, çıkrıkçın, kılkuyruk, kaşıkçın, macar, elmabaş, pas baş, gri balıkçıl, turna, toy, mezgeldek, çulluk, karatavuk, kızkuşu, karabatak mevsiminde foto safarisi için uygun özellikler göstermektedir.

Efteni Gölü, su kuşları üretme ve koruma sahası olarak tescil edilmiş ve avlanma kesinlikle yasaklanmıştır. Zaman içinde göl yüzeyinin 25 hektardan 100 hektara çıkarılması sağlanmıştır. Efteni gölünde, kuş türlerinin yanı sıra ender bitki türleri de yetişmektedir. Nilüfer, süsen, düğün çiçekleri, kamış, nane, su mercimeği bitkilerinin yanı sıra; söğüt, dişbudak, kızılağaç, çınar gibi sucul karakterli ağaçlar da göze ilk çarpan bitkilerdir. Göl çevresinin bir bölümünü araçla gezme imkânı bulunmaktadır. Gölün muhteşem manzarasının seyri ise Toptepe yangın gözetleme merkezinden yapılmaktadır.

 
Balıkesir Kent Sempozyumu PDF Yazdır e-Posta

Balıkesir Kent Sempozyumu

Hoş geldiniz

Balıkesir kentinin kültürel, sanatsal, sosyal ve ekonomik koşullarının geliştirilmesi ve “Yaşamak istediğimiz kent Balıkesir nasıl olmalıdır?” sorusuna yanıt aranmasını amaç edinen Balıkesir Kent Sempozyumu TMMOB Balıkesir İl Koordinasyon Kurulu tarafından düzenlemekte ve Balıkesir Valiliği, Balıkesir Belediyesi ile Balıkesir Üniversitesi tarafından da desteklenmektedir.  Sahip olduğunuz her türlü akademik bilgi birikiminizi büyük tarihsel mirasa,   zengin kültürel ve toplumsal birikime ve eşsiz doğal güzelliklere sahip olan Balıkesir kentinin gelişimine katkı yapmak için düzenlenen bu bilimsel şölende paylaşacağınız ümidiyle katkılarınızı beklemekteyiz.
Devamını oku...
 
İsrail Kfar Kama'da 3 Bin Çerkes Yaşıyor PDF Yazdır e-Posta

KFAR KAMA -AA- İsrail'in kuzeyinde, Aşağı Celile bölgesindeki köylerden biri olan Kfar Kama'da (Kama Köyü) 3 bin Çerkes yaşıyor.

Çerkes adetlerinin geçerli olduğu ve Çerkescenin konuşulduğu köyde, Türkiye'den 9 Türk vatandaşı bulunuyor. 8'i Çerkes kökenli olan Türkler, köyden kızlarla evlenerek buraya yerleşmiş.

Kfar Kama Çerkes Köyü - İsrailKfar Kamalılar, önceki gün başlayan 4. Çerkes Festivalinde Rusya'dan gelen Çerkes halk oyunları ekipleriyle birlikte Çerkes adetlerini bir kez daha yaşatıyor. Bir hafta sürecek festival boyunca sunulan halk oyunları ve yöresel yemekler, katılımcıların büyük ilgisini çekiyor.

Köydeki yerleşiklerden Hayrettin Uyanık (50), "Doğma büyüme Düzceliyim" diyor ve tesadüflerin kendisini İsrail'e getirdiğini ve 1991'den bu yana Kfar Kama'da yaşadığını söylüyor.

Uyanık, Kfar Kama'nın 3 bin kişilik nüfusuyla tamamen Çerkeslerden oluştuğunu, İsrail'deki diğer Çerkes köyü olan, 1500 nüfuslu Reyhaniye'nin ise yüzde 15 oranında Arap nüfusa sahip olduğunu kaydediyor.

Hayrettin Uyanık, İsrail vatandaşı Çerkes eşi Faize ile ilk turistik bir gezi çerçevesinde Bolu'ya geldiğinde tanışmış. Körfez savaşı sırasında bu kez kendisi Kfar Kama'ya davet edilmiş. Kurban Bayramı arifesinde köye geldiğinde uğradığı şaşkınlığı, "İki arkadaş gelmiştik. Köy girişinde birden duraladık. Kur'an sesi yükseliyordu köyden. Şaşırdık. Burası İsrail miydi, yanlış mı geldik diye düşündük" diye anlatıyor.

Hayrettin Uyanık, Düzceli Çerkesler olarak köyde "krallar gibi" karşılandıklarını, kendi memleketinde karşılaştığı Kfar Kamalı Faize'yi burada yeniden gördüğünü, onu ailesinden istediğini ve bir ay sonra evlendiklerini ifade ediyor.

Kfar Kama Çerkes Köyü - İsrail

Hayrettin Uyanık, eşini Türkiye'ye götürüp ailesiyle tanıştırmış, ama ikili Kfar Kama'ya dönüp burada yerleşme kararı almış.

Kfar Kama'da uzun süre bir kaset fabrikasında çalıştığını anlatan Uyanık, "2000 yılında kalp krizi geçirdikten sonra doktorlar çalışmamı yasakladı, emekli oldum. Burada kalma kararımda etken hayat şartlarının iyi olmasıydı. Her türlü sigortam var. Emekli olduktan sonra da kendi işimi kurdum. Karımla birlikte bir tekstil atölyesi açtık" diye devam ediyor.  

Devamını oku...
 
Tarihi hamam nasıl satılır? PDF Yazdır e-Posta

Küçük Mustafa Paşa Hamamı

Fatih Ayakapı'da bulunan, 'atmosferi ile büyüleyen, kimilerini çocukluğuna, kimilerini ise yüzyıllar öncesine götüren'* hamamlardan birisi olan Küçük Mustafa Paşa Hamamı bir gayri menkul danışmanlık firması olan Coldwell Banker'ın Türkiye ofisi tarafından satışa sunulmuş.

15. yüzyılda Kara Mustafa Paşa tarafından inşa ettirilen hamam döneminin diğer pek çok kamusal binası gibi bir vakıf yapısıymış. 1. Dünya Savaşı sonrasında Vakıflar İdaresi tarafından satılarak özel mülkiyete geçen hamam, muhtemelen hamamların günlük bir ihtiyaç olmaktan çıkmaları sonucunda, 1995 yılında kapatılmış.**

Küçük Mustafa Paşa Hamamı'nın, sıradan bir emlak gibi satışa çıkartılmış olması her ne kadar garip bir durum olsa da, liberalizm, özellikle de neo-liberalizm çerçevesinde bakıldığı zaman çok da şaşırtıcı değil. Dünya'nın hemen hemen bütün coğrafyalarında sancılı geçiş dönemlerine neden olan ekonomik sistem dönüşümleri (19. Yüzyıl Batı edebiyatı ya da 1. Dünya Savaşı bu sancılı geçişlere örnekler) Türkiye gibi demokrasi ayağı zayıf olan ülkelerde daha yıkıcı sonuçlara yol açabiliyor. Çevremizdeki her şey, piyasa ekonomisi kıskacı içinde, birer metaya dönüştürülürken, bu dönüşümün bir parçası olmak, tartışmak, sorgulamak isteyen sesler ya işlevsiz kılınıyor, ya da zaten oldukça cılız ve kendinden emin olmayan bir şekilde çıkıyor.

Devamını oku...
 
RAVİKA: Akhisar'da Söylenen Bir Drama Türküsü PDF Yazdır e-Posta

Kaynak: http://www.mimdap.org/w/?p=21787 

2002 de bir köy kurulmaya başlanıyor Akhisar’da. Keskinoğlu Şirketler Grubu Manisa-Akhisar’da yaklaşık 100 dönüm kadar olan kendi arazileri içinde bir hayali gerçekleştirmeye başlıyorlar. “Güzel Ismayıl” olarak bilinen ve Keskinoğlu şirketlerinin kurucusu olan İsmail Keskinoğlu’nun 1900 yılında doğduğu Yunanistan’ın Drama kasabasına bağlı Ravika Köyü, bu projenin ilham kaynağı oluyor.

Ravika - Giriş Kapısı

Dünya Gazetesi’nde 26 Haziran 2008 de Ahmet Çaldıran “Güzel Ismayıl” ve Ravika Köyü hakkında şöyle diyor:

”Sizi hiç görmedim. Tanıma fırsatım olmadı. Hakkınızda çok şey anlatıldı. Anlatılanları dinledikten sonra, sizi yazmadan olmazdı. Ruhi Su’nun enfes ses ve yorumuyla yıllarca dinlediğimiz ‘Drama’ türküsünün anavatanından, yıllar önce gelip Akhisar’a yerleştiniz.

Gezginliğinizin son durağı Akhisar’ı, kendinize vatan edindiniz. Artık, Akhisarlı’ydınız. Geriye dönüş mümkün değildi sizin için. Manisa’nın bu küçük ve şirin ilçesinde yaşamınızı idame ettirmek ve bu ilçeye yatırım yapmak sizin hayat felsefenizi oluşturuyordu. Yani, yaşadığınız yerden alıp, aynı yere yatırım yapmak sizin doğrularınızdı. Bu yolda bir adım duraksamadan yürüyüşünüze devam ettiniz. Her insan yaşamında zor anlar yaşar, bu bilinen bir gerçek. Fakat sizin yaşamınız daha da zordu! Hem yeni bir vatan, yeni bir yaşam tarzı ediniyorsunuz hem de ailenizi geçindirmekle yükümlüsünüz. Hayattan yılmamış olacaksınız ki, geriye değil hep ileriye dönük olarak yaşamınıza devam ettiniz.”

Ravika - Dükkanlar 

Ravika - Köy Meydanı

images/ravika/ravika-

Köy meydanı ve muhtarlık

Mitolojiden Ravika’ya kadar gelirsek

Ravika Köyü ile ilgili olarak Keskinoğlu Şirketleri’nin sitesinde toplanan bilgiler şöyle: Yunan Mitolojisinin evi olan Olympos dağında toplantı vardı. Tanrıların Tanrısı, Kral Zeus, emir verdi, tüm Tanrılar toplanacaktı. Üç kardeş olan, Zeus, Hades ve Poseidon, Evreni pay edeceklerdi. Zeus, düzeltmek için, “gökyüzü ve dünyayı” istiyordu. Poseidon, “Denizi bana verin” dedi… “Yeraltı ve ölüm âlemi” Hades’e kaldı… Peki dediler, itiraz yoktu… Haber Tanrısı Hermes, durumu diğer Tanrılara bildirmek için, İda dağına çıkarak (Ayvalık yöresindeki Kaz dağı) borusunu kuvvetle üfürdü… Artık, Olympos’ta herkes biliyordu. Dünya paylaşıldı.
 

Devamını oku...
 
Space Syntax Nedir? PDF Yazdır e-Posta


Space SyntaxSpace Syntax, binaların ve şehirlerin mekansal dokularını incelemek için kullanılan bir teknikler bütünü ve mekan ile toplumu birleştiren bir teoriler zinciri olarak mimarlık ve kentsel tasarım alanlarındaki en etkili bilimsel hareketlerden biridir (Hillier ve Hanson, 1998). 

Türkçe literatürde Mekan Dizimi olarak da kullanılan Space Syntax, kent ve yapı ölçeğinde inşa edilmiş çevrenin mekansal biçimlenme özelliklerinin tanımlanması ve analiz edilmesi için geliştirilmiş, teori ile desteklenen bir teknikler bütünüdür. Bir başka deyişle mekan dizimi, mekansal örgütlenmeyi biçimleyen süreçleri ve altta yatan sosyal anlamları kavramayı amaç edinen bir yaklaşımdır.

Mekanın, sosyal yapıyı ve hatta onu oluşturan farklı katmanları da etkileyen bir boyutu olduğundan hareketle, sosyal yapı ve mekan arasında karşılıklı bir ilişkinin varlığına inanan bir düşünce yapısı üzerine kurgulanmaktadır. Nesnel olarak kenti okumaya yarayan space syntax, mekan örgütlenmesi ve sosyal yapı arasında doğrudan ilişki olduğu düşüncesinden hareketle, özellikle kentsel açık alanlarda hareket ve görüş alanlarını çakıştırarak insanların bir araya gelme potansiyelini araştırmaktadır. Bill Hillier ve arkadaşları tarafından 1980’li yıllarda University College London’da (UCL) mimarlara tasarımlarının olası etkilerini göstermek amacıyla geliştirilen space syntax, o günden günümüze hızla gelişmiş, dünyanın her tarafında çeşitli araştırmalarda ve tasarım uygulamalarında kullanılır hale gelmiştir. Bugün, mimarlık, kentsel tasarım, planlama, ulaşım ve iç mimarlıktan, arkeoloji, enformasyon teknolojisi, kent ve insan coğrafyası, antropoloji, peyzaj mimarlığı ve bilişime değin çok geniş bir çalışma alanında space syntax yaklaşımından yararlanılmaktadır. Kentin fiziksel olan bileşenlerinin kendi aralarındaki ilişkileri ile yetinmeyip sosyal, ekonomik ve kavramsal olanla fiziksel olanın ilişkisini kurarak bir yeri, bir kenti okumaya yarayan ve böylece kentin farklı bileşenlerini fiziksel mekan üstünden okumaya çalışan ender yöntemlerin arasında sayabileceğimiz Space Syntax, sadece kent ölçeğinde değil, konutu da kapsayan farklı ölçeklerdeki mekansal organizasyonları da incelemek için kullanılmaktadır.

Space SyntaxSpace Syntax yaklaşımın en önemli özelliği, insan zihnindeki mekanın yansıması/haritası olarak adlandırabileceğimiz deneyimlere dayalı bilginin oluşmasında kritik rolü olan mekanın soyut karakteristiklerini ilk kez somut olarak ifade ve analiz etmeyi sağlayabilen sayısal bir teknik olmasıdır. Bu metodun genel fikri, mekanları insan deneyimlerine çıkış noktası olan parçalara ayırarak, bu parçaları haritalar veya graph’lar haline getirip bunlar üzerinde sayısal analizler yapmaya olanak sağlamaktır. Bu parçalara ayırma fikri, insanların mekanı kavramasının (cognition) senkronik olarak değil, zaman içerisinde deneyimlerden kazanılan asenkron algıların zihinde bir araya getirilmesi teorisine dayanmaktadır. Bu deneyimlerin temsili olan bu parçalar şunlardır:

a) İsovist adı verilen ve bir noktadan görülebilecek en geniş bakış yelpazesini oluşturan poligon,
b) Görüş hatları (axial lines), insanların hareketlerini yönlendirmekte kullandıkları bir noktadan görülebilecek en uzun görüş hattı, ve
c) Kullanılabilir/fonksiyonel konveks alanlar (convex spaces).

Devamını oku...
 
UŞAK - CLANDRAS KÖPRÜSÜ PDF Yazdır e-Posta


Clandaras KöprüsüUşak
ilinin Karahallı ilçesinde yer alan Frigyalılar döneminden kalma tarihi köprü. Köprü, Banaz Çayı üzerine yaklaşık 2500 yıl önce yapılmıştır. Köprünün iki ucu, dağ kayalarının yarı beli üzerine oturmuştur. Uzunluğu 24 metre, derinliği 17 metre, eni 1,75 metredir. Taşların yüzleri kalemle işlenmiş ve kemerlerin iri taşları zıvanalı olarak birbirine iyice kenetlendirilmiştir. Kemeri kasnak biçimindedir.

Köprü fil ayağı tabir edilen iki ana gövdeden oluşmuş sabit kaya üzerine bindirme tekniğiyle inşa edilmiştir. Hangi amaçla yapıldığına ait hiçbir iz bulunmamaktadır. Ancak kilit taşlarından birinin oynaması üzerine son yıllarda beton ile tamir edilerek orijinalliğini yitirmiştir.

Köprünün yanında Karahallı Elektrik Santrali vardır. Santralden boşaltılan su beton bir kanal ile köprünün yanıbaşından 17 metre yükseklikten dökülmektedir.

Clandras Köprüsü ve çevresi bölge için önemli bir mesire yeridir.

 
LADAKH PDF Yazdır e-Posta

Ladakh

Reference: http://www.pakwatan.com/

LADAKH is a land of high passes on the borderland of India & Tibet. Ladakh is also known as ‘The Land of the Mystic Lamas’, ‘The Broken Moon land’, or ‘The Last Shangri-La’. It is also known as ‘Little Tibet’ because of the cultural & geographical similarities with Tibet.

At various times in the past Ladakh has been politically part of western Tibet and this influence is still prominent today throughout most of the region.

Ladakh comprises three main regions. The first is Leh & Upper Indus Valley. This is the cultural heartland of Ladakh where many monasteries and palaces reflect the deep Buddhist heritage of the region. Leh has been the center of Tibetan-Buddhist culture since ages. The Zanskar Valley is the second region. It’s a comparatively isolated valley to the south of Indus Valley and its high culture is also Buddhism. The third main region of Ladakh includes Kargil & Suru Valley, west of Leh down the Indus Valley. It supports an Islamic culture that can be traced back to the 15th century.

Devamını oku...
 
Ladakh'tan Öğrenmek / Learning From Ladakh PDF Yazdır e-Posta


28 OCAK PERŞEMBE – YEŞİLEV’DE FİLM GÖSTERİMİ VE SÖYLEŞİ

Yeşilev - İstiklal Cad Balo Sok No 21/1 Beyoğlu 0 212 244 77 80

http://www.facebook.com/event.php?eid=262772307543
http://yesiller.org/ 

19:00 – 20:00 Film gösterimi : Ladakh'tan Öğrenmek / Learning From Ladakh

20:00 – 22:00 Söyleşi İsmail Yenigün (İmeceevi) : Endustriyalizme Karşı Kendine yeterli topluluklar, Komünler, Ekoköyler, Kırda ve Şehirde Alternatifler..

 Ladakh

19:00 – 20:00 Film gösterimi : Ladakh'tan Öğrenmek / Learning From Ladakh

Antik bir kültürden ekolojik çözümler öğrenmek mümkün müdür? Ladakh, ya da Küçük Tibet, batı Himalayalarda vahşi bir güzelliğe sahip bir çöl alanıdır. Kaynakları sınırlı, iklimi de serttir. Buna rağmen bin yılı aşkın süredir oldukça gelişmiş bir kültüre ev sahipliği yapmıştır. Tutumlu, birbirleriyle işbirliği halinde olan, yaşadıkları bölgeyi iyi tanıyan ve çevre koşullarını iyi bilen Ladaklılar sadece bu koşullarda yaşayabilmekle kalmamış, refah düzeylerini de ileriye taşımışlardır. Bunu "kalkınma" takip etti. Şimdilerde ise başkent Leh'te kirlilik, bölünmüşlük, enflasyon, işsizlik, hoşgörüsüzlük ve açgözlülük almış yürümüş. Yüzyıllardır süregelen ekolojik denge ve sosyal uyum modernleşmenin tehditi altında. Ladakh'ın kültürünün ve doğaya uyumlu yaklaşımlarının böylesine kırılma noktasına gelmiş olması, bizi "kalkınma" ile ne kastettiğimizi yeniden gözden geçirmeye zorluyor -ve bunu sadece dünyanın gelişmekte olan bölgeleri için değil, sanayileşmiş ülkeler için de yapmakta yarar var. Ladakh'ın öyküsü bize sadece çevresel, sosyal ve psikolojik problemlerin kökünde yatan nedenleri göstermekle kalmıyor, kendi geleceğimiz için çok değerli ipuçları veriyor.

Yapımcı: John Page, Yapım yılı: 1993, Süre: 60' Ülke: İngiltere, Dil: İngilizce, Türkçe altyazı 

Devamını oku...
 
İstanbul Markası ve Türkiye'nin Uluslararası Rekabet Gücü PDF Yazdır e-Posta



TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü Dr. Bahadır Kaleağası, Marmara Belediyeler Birliği'nde seminer verdi.


Bahadır KaleağasıKaleağası, "İstanbul Markası ve Türkiye'nin Uluslararası Rekabet Gücü" başlığıyla sunum yaptı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi İştiraklerinden Kültür A.Ş. Genel Müdürü Nevzat Bayhan'ın da katıldığı etkinliğin açılış konuşmasını Marmara Belediyeler Birliği Genel Sekreteri ve Marmara Üniversitesi İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Recep Bozlağan yaptı.  Birlik çalışmaları hakkında detaylı bilgilendirme yapan Doç. Dr. Bozlağan, konuşmasının sonunda, “Napolyon’un biz sözü var: Dünya bir tek ülke olsaydı, Başkentini İstanbul yapardım. Napolyon’un bu sözü bizlere çok şey düşündürmeli. Ne kadar özel ve nadide bir şehirde yaşadığımızı bilelim ve şehrimize sahip çıkmayı görev edinelim” dedi.

Devamını oku...
 
YOK OLAN ŞEHİRLER PDF Yazdır e-Posta

Haber, geçenlerde Radikal gazetesindeydi. Başlık şöyleydi: "Eski Mısır kadar gelişmiş bir uygarlıktı, 3600 yıl önce yok oldular". Bundan sonra Güney Amerika'nın en eski uygarlığının merkezi olan Caral-Supe medeniyetinin kaderi anlatılıyordu. Caral-Supe, 5000 yıl öncesine aitti, Eski Mısır'la yaşıttı. Bu hesaba göre dünyanın ilk küçülen kenti mi oluyor acaba? Aynı 1950 yılından beri Amerika'nın Detroit kentinin yarı yarıya küçülmüş olduğu gibi. Hiç düşündünüz mü? Koca koca şehirleri neden öyle bırakıp gidiverirler? Mesele galiba iklim değişikliği ile yakından alakalı. Müsaadenizle bugün önce hızla bir Teotihuacan kentinin akıbetine bakalım. Sonra da konuyu iklim değişikliği ve çevreye bir bağlayalım.
 
Teotihuacan
 
Ben, Caral-Supe'yi görmedim. Ama bakınız bundan birkaç yıl önce Mexico City yakınlarındaki Teotihuacan'ı ziyaret ettim. Şimdi birilerinin "Yahu, Efes var ya, burnumuzun dibinde kardeşim" dediğini duyar gibiyim. Efes HarabeleriAma hayat işte böyledir. Mesela Ankara'da burnunuzun dibindeki "Anadolu Medeniyetleri Müzesi"ne gitmek aklınıza gelmez ama Washington'da bir Smithsonian Enstitüsünün Doğal Tarih Müzesi'ni mutlaka gezmiş olursunuz. Birincisi insan burada değil de oradayken daha boş zaman bulur. İkincisi, mutlaka bir yağmur yağar, turistlerin en iyi sığınağı müzelerdir. En azından bu turistin müze bilgisi çevre koşulları ile yakından alakalıdır. Güneşli, ılıman bir havada öldür Allah bir müze filan ziyaret etmez. Neyse lafı uzatmayalım, konumuza dönelim.
Devamını oku...
 
Milli Saraylar Daire Başkanlığına bağlı saray, köşk ve kasırlar PDF Yazdır e-Posta

 

Dolmabahçe Sarayı
Dolmabahçe Sarayı
1843 - 1856
Aynalıkavak Kasrı
Aynalıkavak Kasrı
1705 - 1730
Beylerbeyi Sarayı
Beylerbeyi Sarayı
1861 - 1865
Ihlamur Kasrı
Ihlamur Kasrı
1849 - 1855
Küçüksu Kasrı
Küçüksu Kasrı
1839 - 1861
Maslak Kasrı
Maslak Kasrı
1861 - 1876
Yalova Köşkü
Yalova Atatürk Köşkleri
1929 - 1929
Yıldız Sarayı
Yıldız Şale
1880 - 1898
Florya Köşkü
Florya Atatürk Köşkü
1935 - 1935
Depo Müze
Depo Müze
07.07.2006
 
Batı uygarlığı modern şehirciliğin en güzel örneklerini verirken tarihî mirasına da sahip çıkarak korumuştur PDF Yazdır e-Posta

Belediye GezisiBalıkesir Belediye Başkanı İsmail Ok, batı uygarlığının, modern şehircilik anlayışının en güzel örneklerini verdiğini, bunun yanısıra tarihî mirasa da sahip çıkarak koruduğunu söyledi. 

Türkiye Belediyeler Birliği tarafından, belediye başkanlarına yönelik belediyecilik uygulamalarının yerinde görülmesi amacıyla İspanya`ya düzenlenen altı günlük teknik bir  geziye katılan Başkan Ok, yurda dönüşünde yaptığı açıklamada, batıda şehirciliğin makro ölçeklerde ciddi planlamalar yapılarak, büyük bir düzen içerisinde gerçekleştirildiğine şahit olduklarını ifade etti. 

Başkan Ok, aralarında Artvin, Kahramanmaraş, Malatya, Ordu, Osmaniye ve Tokat`ın da bulunduğu 23 ilin merkez ve bunlara bağlı bazı ilçe belediye başkanlarının katıldığı gezinin, bazı uygulamaları yerinde görmek ve belediyecilik ufkunu ve anlayışını genişletmek ve geliştirmek adına çok yararlı geçtiğine inandığını belirtti. 

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Son >>

Sayfa 2 / 7