Restorasyon ve Koruma
Malabadi Köprüsü


“Modern statik hesabının olmadığı devirde bu açıklıkta o zaman için böyle bir eser hayranlık ve takdiri muciptir. Ayasofya’nın kubbesi köprünün altına rahatlıkla girer. Balkanlarda, Türkiye’de, Orta Şark’ta bu açıklıkta, bu yaşta köprü yoktur.” 

Albert Gabriel

 

Malabadi Köprüsü, Diyarbakır Silvan yakınlarında ve Batman Çayı üzerindedir. Artuklular döneminde 1147 yılında Timurtaş bin İlgazi bin Artuk tarafından yaptırılmıştır. 7 m. eninde ve 150 m. uzunluğunda bir köprüdür. Yüksekliği, su seviyesinden kilit taşına değin 19 m.'dir. Renkli taşlarla inşa edilmiş, onarımlarla günümüze kadar ulaşmıştır.  

Malabadi Köprüsü dünyada taş köprüler içerisinde kemeri en geniş olandır. Köprü, Diyarbakır'ın Silvan ilçesi sınırları içerisindedir. Kemerin her iki yanında, iç tarafta kervan ve yolcular tarafından, özellikle kışın zorlu günlerinde barınak olarak kullanılan iki oda bulunmaktadır. Köprü nöbetçileri tarafından da kullanılan bu odaları daha önceleri dehlizlerle yolun dipleri ile bağlantılı olduğu, gelen kervanların ayak seslerinin bu dehlizler vasıtası ile daha uzaklarda iken duyulduğu söylenir.



Malabadi Köprüsü, Silvan-Diyarbakır yolu üzerindedir.
Devamını oku...
 
Ahlat`ta Budist Mabedi Tartışması

 

Ahlat´ta Budist mabedi tartışmasıDr. Mehmet Demirtaş, son günlerde gündeme gelen, Ahlat´ta Budist mabedi bulunduğu yönündeki iddiaların, bilimsellik açısından çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

 

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tatvan Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi Dr. Mehmet Demirtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Budist mabedi olduğu iddia edilen mağara yerleşmesinin, Yezidi mabedi olma ihtimalinin daha güçlü olduğunu öne sürdü.

Demirtaş, Ahlat´ın Harabeşehir bölgesinde yüzlerce mağara bulunduğunu, bu mağaraların bazılarında çeşitli motiflerden meydana gelen süslemeler bulunduğunun yöre halkı tarafından öteden beri bilindiğini kaydetti. Ahlat´ta, Budist inancının Moğolların etkisiyle taşındığı iddiasının ise bilimsellikten uzak olduğunu vurgulayan Demirtaş, Moğol hareketinin bir istila hareketi olduğunu, başta mabetler ve kütüphaneler olmak üzere, insana dair birçok şeyin bu dönemde yok edildiğini söyledi.

Devamını oku...
 
ANADOLU'NUN İLK BUDİST TAPINAĞI AHLAT’TA


GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. NAKIŞ KARAMAĞARALI: "BU ESER, ANADOLU'DAKİ BUDİST ETKİLERİ BAKIMINDAN ÇOK BÜYÜK ÖNEM ARZ EDİYOR" " BUDİST İNANCINA AİT ANADOLU'DA BİLDİĞİMİZ TEK ÖRNEK BURASI"

 

Ahlat Budist Tapınağı


Ahlat'ta sürdürülen arkeolojik kazı çalışmaları sırasında, bir mağara içinde Anadolu'da şimdiye kadar örneğine rastlanmayan Budist inancına ait bulgulara rastlandı.

Gazi Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nakış Karamağaralı, geçen yıl başlatmış oldukları çalışmalar sonucu ilçe genelinde 500'den fazla mağara ev tespit ettiklerini bildirdi.

Bu evler arasında yer alan ve Buda inancında kutsal sayılan iki tavus kuşuyla ortasında 'Lotus' olarak isimlendirilen nilüfer çiçeği kabartma motifinin görüldüğü Harabeşehir Mahallesi'ndeki mağarada, gazetecilere açıklamada bulunan Doç Dr. Karamağaralı, bunun Anadolu'da şimdiye kadar görülmüş tek örnek olduğunu belirtti. Budist inancının sembolleri olan bu örnekte, ortada bulunan Lotus'un tahrip edildiğini, eserin ne amaçla ve kimler tarafından yapıldığını bilmediklerini aktaran Doç. Dr. Nakış Karamağaralı, "Çalışmalarımızda öncelikli olarak bu mağaranın süslemesi dikkatimizi çekmişti. Süslemesi bakımından buranın önem arz ettiğini, farklı bir mekan olduğunu düşünüyorduk. Süslemeden yola çıkarak bu süslemenin ne olabileceği, hangi amaçla, hangi dönemde, benzer örneklerinin nerelerde olduğundan yola çıkarak araştırmaya başladık. Bu işlemelerin tamamen Budist etkisi altında olan ve diğer manastırlarda da aynen uygulanmış bir kompozisyon olduğunu gördük.

Devamını oku...
 
Büyük Selçuklu Mezarlığı Yok Oluyor

Bitlis'in Ahlat ilçesinde dünyanın en büyük Müslüman Mezarlığı olarak bilinen Selçuklu Mezarlığı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Son tespitlere göre 1 ve 12. yüzyıllara ait 8 binin üzerinde mezar taşının bulunduğu mezarlıkta taşlar birer birer özelliğini kaybediyor. 210 bin dekar alanı kaplayan mezar taşlarının Orhun Abideleri'nin İslamlaştırılmış şekli olduğunu söyleyen Ahlat Tarihi Eserleri Koruma ve Tanıtma Derneği (AHTEK) Başkanı Muzaffer Pirhasanoğlu, acil müdahale edilmediği takdirde mezarlığın tarihe karışacağını belirtiyor.

"Akdamar Kilisesi'ne verilen önem Selçuklu Mezarlığı'na da verilmeli." diyen Pirhasanoğlu, atalarımızın Anadolu'ya ilk ayak bastıkları topraklar üzerinde yer alan mezarlıkla ilgili şunları kaydediyor: "Burası bizim özümüz, kültürümüz ve her şeyimiz. Unutulmamalıdır ki Türkiye halkı önce Ahlatlıdır. Sonra Rizeli, Kayserili, Yozgatlı, İstanbullu, Ankaralı. Çünkü Anadolu'ya ilk ayak bastığımız topraklar buralardır ve tüm ülkenin atalarının mezarları Selçuklu Mezarlığı'ndadır. Dolayısıyla burayı korumak hepimizin görevidir."
 
CİZRE ULU CAMİİ ve İKİZ EJDERLİ KAPI TOKMAĞI


Cizre UlucamiŞırnak ili Cizre ilçesinde bulunan Ulu Cami Hz. Ömer döneminde, 639 yılında eski bir kiliseden camiye çevrilmiştir. Abbasi döneminde onarılmıştır. Cizre emiri Baz Şah’ın oğlu Emir Ali Sencer tarafından da 1160 yılında bir kez daha onarılmıştır. Bu arada kesme taştan dikdörtgen kaide üzerine yuvarlak gövdeli minaresi de 1156 yılında yapılmıştır.

Cami kesme taştan, dikdörtgen planlı olup, üzeri kasnaklı kubbe ile örtülmüştür. Kubbeler demir köşebentlerle güçlendirilmiştir. İbadet mekânı sütunlarla üç sahna ayrılmıştır. Giriş kapısı üzerine Kuran’dan alınma ayetler yazılmıştır. Giriş kapısı demirden olup, 1983 yılında Topkapı Sarayı Müzesi’ne götürülmüştür. Bu kapı üzerinde gümüş motifler ve bakır kufi yazılar bulunmaktadır.

Cizre Ulu Camisi’nin ejder figürlü (Dragon) kapı tokmağı 1964 yılında Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ne götürülmüştür. Kapı tokmağının diğer kolu daha önce Berlin Müzesi’ne kaçırılmıştır. Türk sanatı yönünden son derece önemli olan bu eseri Erdem Yücel yayınlamıştır:

Cizre Ulu Camii kapı tokmağındaki ejder figürü“Cizre Ulu Cami kapı tokmağında başları sağ ve sola dönük, ön ayakları ile birbirine bağlı iki ejder figürü esas kompozisyonu meydana getirmektedir. Ejderlerin vücutlarının orta kısımlarında birer düğüm, kuyruklarında da doğan veya kartala benzer başlar görülür. Ağızlar açık adeta gövdeyi ısırır durumdadır. Kulaklar sivri, gövdeler balıksırtı motiflidir.

XI.-XIII. Yüzyıl Anadolu Selçuklu sanatında buna benzer hayvan tasvirleri, ejder ve yılan figürleri çok sayıda kullanılmıştır. İslâm sanatında da ejder figürlerinin ayrı bir yeri vardır. Orta Çağ İslâm dünyasında hem kapı tokmağı ve hem de yapıyı her türlü kötülükten koruyan bir muhafız olarak düşünülmüştür. Bu motifin kaynağı Orta Asya Çin sanatı olup, buradan Sasani, İskit, Hun sanatına girmiş, on iki hayvanlı Türk takviminde yer almıştır.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan Cizre Ulu Camisi’nin kapı tokmağı Orta Asya, Selçuklu ejder figürlerinin tipik bir örneğidir.”

Bu tür ejder figürleri XII. yüzyılda kazıma tekniği ile Ebul-iz İsmail Bin Rezzez El Cezeri tarafından yapılmıştır.

Devamını oku...
 
Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri (TAY) Projesi

 

Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri (TAY) Projesi, dünya kültür emanetlerinin önemli bir parçası olan Türkiye kültür varlıklarının bulgularının, kronolojik bir envanterinin çıkartılması ve bu bilginin uluslararası platformda paylaşılması amacına yönelik olarak tasarlanmıştır. En azından 400.000 yıl eskiye uzanan kültürel verileri barındıran Anadolu ve Trakya toprakları üzerinde, 1800'lerin ilk yarısından başlayan araştırmaların sonuçları ile çağdaş yüzey araştırmaları ve kazıların bilgileri dağınık ve çoğunlukla ulaşılamaz durumdadır. Birçok yerleşmenin yeri bilinmemekte, birçoğu da tahribatın/yapılaşmanın kurbanı olmuş ya da olmaktadır. Bu tahribata karşı ve bu emanetleri korumaya yönelik öncelikle yapılabilecek en önemli çalışma, kültürel verilerin merkezi bir yapı içinde toplanması ve derlenmesidir: Belgeleme olmadan koruma olmaz. İlk kez bu projeyle, Türkiye arkeolojik yerleşmeleri, höyükler, tümülüsler, anıtlar, mezarlıklar, ören yerleri, yerleşme yerleşme, höyük höyük, tümülüs tümülüs belgelenmektedir.

1993 yılında çalışmalarına başlayan TAY Projesi, özgünlüğü, boyutu ve kültürel emanetlerin belgelenmesine yaklaşımı açısından, türünün ilk ve şimdilik tek örneğidir.

Niye TAY?

Anadolu ve Trakya'nın, insanoğlunun yerleştiği ilk dönemlerden yakın çağlara dek derli toplu, ayrıntılı bir yerleşme ve kültür envanteri yoktur;

Bu bölgelerdeki uygarlıkların kültürel gelişimini başından sonuna dek inceleyebilmek için sistemli bir belge arşivi.hazırlanmamıştır;

Anadolu ve Trakya kültürlerinin kronolojik süreç içerisinde birbirleriyle ilişkileri yeterince açık değildir.

Projenin amaçları

Türkiye kültür emanetlerinin, öncelikle, elektronik olarak korunmaya alınması (Veri Toplama);

Basılı ve elektronik ortamda yayınlanması ve bu emanetlerin dünyaya açılması (Veri Yayınlama);

Türkiye'nin, sistemli biçimde ve yeni teknolojiler kullanılarak taranması, mevcut bilgilerin doğrulanması, yeni yerlerin belgelenmesi (Veri Doğrulama);

Anadolu ve Trakya toprakları üzerindeki, gerek doğa, gerekse insan eliyle yoğun olarak süren tarihi eser tahribatının.izlenmesi ve kamuoyunu uyaracak bir kurumun oluşturulması (Veri Gözlemleme).

Proje Kime Yönelik?

Proje, kültür emanetlerimiz konusunda araştırma yapmak isteyen tüm arkeologlara, tarihçilere, tarih ve arkeolojiye yakın bilim dallarındaki araştırmacılara; arkeoloji, tarih gibi alanlarda eğitim gören öğrencilere; çeşitli kademelerde ülkemizin tanıtımında görev alan uzmanlara ve geçmişe ilgi duyan, araştırılmasına inanan tüm kişi ve kuruluşlara yöneliktir. Amaç, bu kişi ve kuruluşlara, bilimsel bir başvuru kaynağı, bir "veri havuzu" sunmaktır. 

 

TAY, Lyon'da gerçekleştirilen
Avrupa Arkeologlar Birliği
10. Yıllık Toplantısı'na
"Bilgi-İletişim Teknolojileri Destekli

Kültür Varlıkları Yönetiminde
11 Yıllık Deneyim:
TAY Projesi" başlıklı bildiriyle katıldı.
6-8 Haziran 2003 yılında Rodos'da gerçekleştirilen,
ve ana teması e.Devlet - e.Kültür olan,

"3. Yunanistan-Türkiye Bilgi Toplumu Forumu"nda
TAY Projesi Türkiye'yi e.Kültür alanında temsil etti.
TAY Projesi, 24-29 Eylül 2002 tarihleri arasında
Selanik'te gerçekleştirilen
Avrupa Arkeologlar Birliği 8. Yıllık Toplantısı'na katılıdı.
TAY Projesi, 90 ülkeden toplam 742 projenin katıldığı
"The Stockholm.Challenge Award 2001"in
"Culture and Entertainment" dalında
-14 projeyle birlikte- finale kaldı.
Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından düzenlenen,
yurtiçi ve yurtdışından toplam 61 eserin katıldığı,
"2000 Yılı Web Ödülleri" yarışmasında TAY Projesi,
"En İyi İçerik Uygulama" dalında Birincilik kazandı.
H.Ford ödülüTürkiye Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi,
Henry Ford Avrupa Çevre Koruma Ödüllleri 1996/97
(Henry Ford European Conservation Awards)
Türkiye Birincisi oldu.
UNESCO Forumu

TAY Projesi, 4-6 Ekim 1998 tarihleri arasında,
Avustralya'nın Melbourne kentinde, UNESCO tarafından
dördüncüsü düzenlenen ve 48 ülkenin katıldığı,
"University and Heritage" konulu foruma çağrılı olarak katılmış ve burada bir konferans vermiştir.

Culture Counts

TAY Projesi, 4-7 Ekim 1999 tarihleri arasında, İtalya'nın Floransa kentinde, Dünya Bankası ve İtalyan Dışişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen
ve 85 ülkenin katıldığı, "Culture Counts in Sustainable Development" konulu toplantıya çağrılı olarak katılmıştır.

Culture Counts

Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi web sitesi, UNESCO tarafından yayınlanan, "Dünya Kültür Raporu 2000" adlı kitabın ekindeki "Web'de Binyılın Kültürel Kaynakları Rehberi" CD'sinde yer almıştır.

 

..TAY Projesi . Kuruçeşme Cad. 67/B
34345 Kuruçeşme İstanbul
Tel: 0 (212) 265 7858 - Faks: 0 (212) 287 1298
http://www.tayproject.org/trhome.html
e.posta:
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
Ilısu Barajı Arkeolojik Kazı Koordinasyon Merkezleri


Ilısu Barajı Arkeolojik Kazı Koordinasyon Merkezlerinden Biri Siirt'te Kurulacak

Batman ve Siirt illerinde yapılacak olan kazıların koordinasyon merkezi Siirt'te kurulacak. Koordinatörlüğe atanan Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Haluk Sağlamtimur, ''Kazılarda 200-250 kişi çalışacak. 15-20 arkeolog, mimar, topograf, restoratör istihdam edilecek" dedi.

Batman ve Siirt illerinde yapılacak olan kazıların koordinasyon merkezi Siirt'te kurulacak. Koordinatörlüğe anan Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Haluk Sağlamtimur, ''Kazılarda 200-250 kişi çalışacak. 15-20 arkeolog, mimar, topograf, restoratör istihdam edilecek" dedi.


Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından, Ilısu Baraj Gölü altında kalacak olan kazıların koordinesi için kurulacak merkezler Siirt, Batman, Mardin ve Diyarbakır olarak belirlendi. Bunlar arasında Siirt ve Batman'daki kazı ve araştırmalar Siirt'te oluşturulacak olan koordinasyon merkezinden idare edilecek.

Siirt ve Batman'da Ilısu Baraj Gölü altında kalacak olan kazı alanlarının koordine edilmesi görevi verilen Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Haluk Sağlamtimur, kurulması planlanan merkez hakkında açıklamalarda bulundu. Kazıların hızlı bir şekilde yürütülmesi ve karşılaşılan sorunların çözümlenmesi amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Diyarbakır, Mardin, Batman ve Siirt'te koordinasyon merkezlerin kurulmasının planlandığını belirten Sağlamtimur, bunlardan Siirt ve Batman illerinin koordinatörlüğüne atandığını söyledi.
Koordinasyon merkezinin Siirt'te kurulacağını belirten Sağlamtimur, "Bu yeni yapılanmanın sonucu olarak Siirt ve Batman'da iklimin el vermesi durumunda arkeolojik kazıların 6-7 ay hatta 1 yıl boyunca yapılması planlanıyor. Siirt ve çevresinde yapılacak olan kazılarda 200-250 kişi çalışacak. Siirt'e yapılması düşünülen kazılar sırasında koordinasyon merkezinde yüksek lisans ve doktora düzeyinde 15-20 arkeolog, mimar, topograf, restoratör istihdam edilecektir" şeklinde konuştu.

 
DİYARBAKIR SURLARI VE İÇKALE CANLANIYOR


Diyarbakır Surları ve İçkalesi, büyük bir kültürel dönüşüm programıyla yeniden kent hayatına katılıyor. Ülkemiz kadar, insanlığın görkemli miraslarından olan Diyarbakır Surları, ilk kez bütüncül bir “koruma projesi”ne kavuştu.

Diyarbakır Valiliği’nin öncülüğünde, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve ÇEKÜL Vakfı’nın proje ortaklığında geliştirilen “Diyarbakır Surları ve İçkale Koruma Projesi” 2000 yılından bu yana sürdürülen bir çalışma.

Devamını oku...
 
MANİSA MEVLEVİHANESİ

 

Spil Dağı’nın kuzey eteklerinde 1369 yılında İshak Çelebi tarafından yaptırılmış olan Mevlevihane, projesi Mimar Emet Bin Osman’a ait bir tekkedir. Ortadaki kubbeli semahanenin güneyine sivri tonozlu geniş bir ana eyvan eklenip tekkenin mescit kısmı oluşturulmuştur. Giriş eyvanında iki katlı bir düzen uygulanmış ve üst kat musiki icra yeri olarak kullanılmıştır. Yapılışından bu yana birçok onarım geçirmiş ve bu onarımlar sırasında özelliklerini önemli ölçüde yitirmiştir.


(Spilden Mevlevihane) Tepenin üzerinde çamların arasındaki bina

 

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=577173 

 
DİVRİĞİ ULUCAMİ RESTORASYONU


DİVRİĞİ ULUCAMİ'NİN RESTORASYONU İÇİN ÜÇLÜ KOORDİNASYON KURULU OLUŞTURULDU

Haber: Divriği Ulucami'nin Restorasyonu için Üçlü Koordinasyon Kurulu Oluşturuldu

Restorasyonu uzun yıllar bekleyen Sivas Divriği Ulucami'nin onarılması için Kültür ve Turizim Bakanı Ertuğrul Günay harekete geçti. Bakan Günay başkanlığında düzenlenen toplantıda 3'lü koordinasyon kurulu oluşturulması, ihale sürecinin hızlandırılması ve cami çevresinde kalan mülklerin kamulaştırılması için ödenek çıkarılmasına karar verildi.

Sivas Valisi Veysel Dalmaz ise önceden yapılan işlerin tek taraflı olduğunu ve bu nedenle çalışmaların yavaş yürüdüğünü söyledi.

1228-1229 yılları arasında Mengücekoğlu Emir Ahmed Şah tarafından inşa ettirilen Divriği Ulucami ve Darüşşifası'nın yılların biriktirdiği çok sayıda sorunu var. İnsan kaynaklı müdahaleler, tabiat (nem ve drenaj) ve zamanın yıpratması nedeniyle eser güçlükle ayakta duruyor. Özellikle tarihi eserin orjinal çatısının kaldırılarak yerine günümüz tuğlasından örülmüş mevcut çatının konulması, eserin statiği üzerinde önemli sorunlar oluşturdu.

UNESCO tarafından 'Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınan cami ve darüşşifasının restorasyonu için uzun zamandır çalışma yapılıyor. Bugüne kadar yapılan ihaleler, katılımcı firma olmadığı için ertelendi. Son olarak eserin restorasyonu için Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay başkanlığında Ankara'da bir toplantı yapıldı.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

Sayfa 2 / 4