Konut, Şehirleşme, İnsan ve Ayda Yörükân

(Turhan Yörükân'ın, Ayda Yörükân'la ilgili hazırladığı yazıdan alınmıştır)

İbretlik acı hâtıralar...


(...)

1965 yılında Sosyal Araştırma Dairesi Başkanlığı’nı üstlendikten sonra, eşi ile tam bir iş birliği hâlinde, bozulan şehirsel çevrelerin, tabiattan gittikçe kopan, kirlenen, gittikçe kalabalıklaşan ve yozlaşmaya başlayan şehirsel çevrenin insan sağlığı üzerindeki kötü etkileri konusunda çalışmalar yapmaya başladı. Modern Şehir ve İnsan Sağlığı adıyla bir kitap yayımladı. Kitaba yazdığı “Giriş” yazısında şöyle diyordu:

“İnsan, tabiattan kopmuştur... Fert artık tabiî bir çevre içerisinde ve başka varlıklar gibi tabiatın bir parçası olarak yaşayacak yerde, tabiatla temasını geniş ölçüde yitirmiş ve bütünüyle kendi eseri olan yapma bir çevre içerisinde yaşamaya başlamıştır. Bahçeler, tarlalar, kırlık araziler yavaş yavaş büyük şehirlerin çevresinden uzaklaşmış ve insan şehrin gürültüsü, kalabalıklığı, dağdağası, çeşitli dumanlar ve gazlardan kirlenmiş puslu havası içerisinde bu yapma çevrenin bütün kötü etkilerine açık bir hâle gelmiştir. Vazolara yerleştirdiği kuru otlar, sepetler veya cam kâseler içerisinde sakladığı deniz böceği kabukları, saksılar içerisinde yetiştirdiği çiçekler, şehir insanının tabiatın fosilleri veya kalıntıları ile tabiata ulaşmak için yaptığı umutsuz çabayı göstermektedir. Hayvanlar dünyası ile olan teması ise yalnızca kafesteki kanaryası, evin içinde beslediği kedisi veya köpeği ile olan ilişkisine indirgenmiştir...” 
O, bu kitabında, kalabalık içerisinde “yalnız” olan şehir insanının dertlerini dile getirmeye çalışıyordu. Çeşitli araştırıcıların yaptığı çalışmaları, “İnsanların Şehrinde Tabiatın Yeri”, “Şehirleşme ve İnsan İhtiyaçları”, “Şehirsel Çevrede Beden ve Ruh Sağlığı”, “Modern İnsanın Sinir Yorgunluğu” ve “Şehirsel Toplumun Büyümesi, Ruh Çöküntüsü ile İlgili Bozukluklar ve İntihar” başlıkları altında okuyucusuna aktarmaya çalışıyordu. Pek çok üniversite, yayımladığı kitapları İmar ve İskân Bakanlığı’ndan temin etmeye çalıştı; ders ve seminer çalışmalarına konu yaptı ve kitaplıklarına koydu. Ayda Yörükân da, ancak 20 yıl sonra, 1990 yıllarına doğru belirginleşmeye başlayan çevre bilincinin oluşmasına, böylece sessiz sedasız ama anlamlı bir katkıda bulunmuş oluyordu.

(...)

Ayda Yörükân, 1970 yılı sonlarına doğru görevinden alınarak müşavir yapıldı. Onun müşavirlik döneminde, Turhan Yörükân ile birlikte, iki büyük cilt hâlinde hazırladığı kitaplar, İmar ve İskân Bakanlığı’nda yayımladığı en son kitaplardır. Bu iki kitap, yazdıkları kısa bir “İthaf” yazısı ile “1964-1970 yılları arasında bu Rehberdeki teknikleri veya bu teknikleri esas alarak hazırladığımız daha az ayrıntılı araştırma tekniklerini, Bursa Gecekondu Bölgeleri’nde olduğu gibi, Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Erzincan, Erzurum, Samsun ve Zonguldak şehirlerindeki gecekondu bölgelerinde de uygulayarak bizimle birlikte çalışmış olan tüm Sosyal Araştırma Dairesi mensuplarına armağan ediyoruz”, diyorlardı.

Bütün bu bölgelerde büyük emek mahsulü toplanmış olan bu araştırma materyaline dayanarak herhangi bir karşılaştırmalı yayın yapmalarına izin verilmedi. 90 çelik dolap dolusu materyalin ve araştırma sonuçlarının bir üniversiteye verilmesine de izin verilmedi. Gecekondu Kanunu’nun âmir hükümlerine rağmen, gecekondu yapımının alabildiğine artmış, hattâ yeni gecekondu bölgelerinin kurulmuş olduğunu belgeleyen bu materyal, bir gün, tahlil sonuçlarıyla, hazırlanmış olan cross-tablolarla birlikte kimseye duyurulmadan SEKA’ya gönderildi ve boşalan çelik dolaplar Bakanlık birimleri arasında pay edildi. Hattâ, bir bilimsel çalışmaya konu yapılmış olan kıymetli kitaplığı da aynı âkıbete uğramaktan kurtulamadı.

Yörükânlar, bir dokümantasyon merkezi kurmayı arzulamışlardı. Kendilerine büyük destek vermiş olan Bakan Haldun Menteşoğlu da bu fikre sıcak bakıyordu. Verileri IBM kartlarına geçirerek saklamayı düşünüyorlardı. İstanbul Üniversitesi’ndeyken sosyal yapı ve bölge plânı açısından Turhan Yörükân’ın Adapazarı, Akyazı ve Hendek köylerinde yaptığı araştırmaların sonuçlarını da aynı yerde saklıyorlardı. Gerek Bakanlık bünyesinde yaptıkları, gerekse daha önce yapılmış olan araştırmalar, diakronik araştırmalardı. Bu araştırmaların, gelişmeleri ve değişmeleri ölçmek bakımından belli zaman aralıklarıyla (hiç olmazsa bir defa daha) tekrarlanmaları gerekiyordu. Ne yazık ki, hükûmet değişmiş, bu idealleri gerçekleşememişti. Söz konusu ettiğimiz yok etme olayını öğrendiklerinde ise, bütün bu materyal çoktan kâğıt olmuştu. Plânladıkları ve yönettikleri bu köy, gecekondu ve şehir araştırmaları, her ikisinin de temel uğraşlarını oluşturduğu hâlde, Ayda Yörükân’ın gecekondular konusunda yaptığı yayınlar, Turhan Yörükân ile birlikte Fransızca, İngilizce ve Türkçe olarak hazırlanmış olan kitaptan, Birleşmiş Milletler uzmanları için Fransızca, İngilizce ve Türkçe olarak hazırladığı dépliant’lardan ve Ayda Yörükân’ın 1971 yılında Konut Özel İhtisas Komisyonu için hazırladığı ve 1974 yılında yayımlanan Gecekondu Raporu’ndan ve Turhan Yörükân’ın Uluslararası Verem Savaşı Paneli için hazırladığı Gecekondular ve Gecekondu Bölgelerinin Sosyo-kültürel Özellikleri (Ankara: İmar ve İskân Bakanlığı, Mesken Genel Müdürlüğü Sosyal Araştırma Dairesi, 1965, 1968) adıyla yayımladığı kitaptan ibaret kaldı. Ne yazık ki, büyük emek mahsulü olan esas araştırma monografileri yayımlanamadan kaldı.

Bir geri kalmışlık tanımlaması şöyle der: “Araştırma yapmaz, yapsa bile uygulamaz, uygulamak istese bile uygulayamaz”. Araştırmalardan sorumlu bir genel müdür yardımcısı olarak Turhan Yörükân da, Ayda Yörükân da, üst kademelere araştırmanın ve insanî konuların önemini belirten çeşitli raporlar sundular. Belki başka uzmanların söylediklerine daha çok inanırlar düşüncesiyle, büyük bir telif ve çeviri faaliyetine giriştiler. Basılan çeviri eserlerin seçilmesinde, asıllarıyla karşılaştırılmasında, dillerinin düzeltilmesinde ve birbiriyle uyumlu bir hâle getirilmesinde, kullanılan kavramların standartlaştırılmasında Ayda Yörükân’ın çok büyük bir emeği geçmiştir. Hazırlanan kitapların ellinin üzerinde bir bölümü yayımlanmıştır. 1966’dan bu yana geçen dört yıl içerisinde 50’nin üzerinde bilimsel kitap yayımlamak, kolay bir iş değildir. Bu kitaplar, bugün de, faydalanılabilecek yegâne kaynak kitaplardır. Ne acıdır ki, bu faaliyetin birinci derecede sorumlusu olarak gördükleri Turhan Yörükân bu yüzden çok büyük bir husumet çekmiştir, defalarca engellenmek istenmiş, bakan Nakipoğlu zamanında da faaliyeti tamamen durdurulmuştur.

Ayda Yörükân, çelimsiz yapısına rağmen, imar plânları için, özellikle âfet ve gecekondu bölgeleri için yapılan araştırmalarda, eşinin yanından ayrılmamış, araştırmaların çoğunu onunla birlikte yönetmiştir. Söz konusu insanları yakından tanımak istemiştir. Hiçbir zaman sadece masa başı bir bilim kadını olarak kalmamıştır. Eşiyle birlikte, o da, âfet ve gecekondu önleme bölgeleri için yapılan imar plânlarının, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik şartları hesaba katmadan yapılmaları hâlinde ne gibi mahzurları olabileceğini -gerek plânlama öncesinde, gerekse yerleşme olayından sonra yapılmış olan araştırmalarla- gözler önüne sermeye çalışmıştır. Çok uğraşmış, çok didinmiş, gene de âfetzedelerin ve gecekonducuların problemlerinin çözümünde, istediği ölçüde yardımcı olamamıştır; çünkü karşısına dikilen engelin başında, insanları hesaba katmayı öğrenmemiş ve konutu üstü kapalı dört duvardan ibaret sanan koca bir “teknik” yönetici kadro bulunuyordu.

 


Yazının tamamı için...