OSMANLI DEVLETİ’NİN DOĞUŞU, YÜKSELMESİ VE GERİLEMESİNDE COĞRAFYANIN ÖNEMİ


“Burası, çeşm-i cihan (Dünya’nın Gözü) olsa gerek.”  

Prof. Dr. Ramazan ÖZEY [1]

Osmanlı Beyliği’nin Coğrafyası

Bir devletin genişlemesi ve büyümesinde, kuruluş yerinin coğrafyası büyük önem taşır. Dünya tarihinde yer almış olan bütün devletlerin kuruluş yerinin coğrafi özellikleri incelendiğinde, bu önem daha iyi bir şekilde anlaşılır. Tarihte çok sayıda devlet, kuruluş yerinin müsait olmayışından ötürü, ya kurulduktan az bir zaman sonra yıkılmış ya da pek gelişemeden varlığını sürdürebilmişlerdir. Öte yandan bazı devletler de, müsait bir coğrafyada kurulmanın avantajını kullanarak, kısa sürede genişleyerek büyük devlet olmuşlar ve uzun yıllar varlıklarını korumuşlardır. Böyle bir avantajı kullanan devletlerin başında, Osmanlı Devleti gelmektedir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş yeri, Söğüt kasabası ve yakın çevresidir. Beyliğin kurulduğu yıllardaki (1300) sahip olduğu toprak alanı, ancak 9.065 km²dir. Oldukça dar bir alan olan bu bölge, Söğüt kasabası ve çevresini teşkil eder. Bu yörenin coğrafyasına bakıldığında bazı özellikler göze çarpar. Anadolu Selçukluları tarafından Ertuğrul Gazi’ye verilen ve Beyliğin doğum yeri olarak da nitelendirilen bu yöre; Domaniç Dağı’nın kuzeydoğu eteklerinden doğu-kuzeydoğu doğrultusunda Sakarya nehrinin çizdiği kavise kadar uzanan geniş çayırlık alanlardır. Söz konusu bu alanın güneydoğusunda Selçuklu kalesi olan Eskişehir, kuzeybatısında ise Bizans’ın önemli kalelerinden olan Bilecik kalesi yer almaktadır.

Devamını oku...
 
TÜRK DÜNYASI’NIN JEOPOLİTİK ÖNEMİ


TÜRK DÜNYASI’NIN JEOPOLİTİK ÖNEMİ
VE
BAŞLICA PROBLEMLERİ

Prof. Dr. Ramazan ÖZEY [1]

A. Türk Dünyası’nın Jeopolitik Önemi

1. Dünya Hakimiyet Teorileri ve Türk Dünyası

Yeryüzünün çok yönlü araştırılması demek olan jeopolitik, aynı zamanda Siyasi Coğrafya ile büyük ölçüde benzerlik gösterir. Zaten jeopolitiğin kurucusu sayılan Profesör Friedrich Ratzel (1844 - 1904), Münih ve Leipzig üniversitelerinde Siyasi Coğrafya hocalığı yapmış bir Alman bilim adamıdır. Ratzel diyor ki; “Devlet, bir hücreden meydana gelen bir organizmadır. Devlet, gelişme ve yayılmayı arzu eder. Devletin yayılmacı politikası, ilkel ve küçük devletleri dışarıdan istilâ yoluyla mümkün olur.”

Hatta Ratzel, daha da ileri giderek; “Bu küçük gezegende, sadece bir büyük devlet için gerekli yer mevcuttur.” diyerek, yayılmacı ve sömürgecilik ruhunu açıkça ortaya koymuştur. Bu görüş, öncelikle Almanya’da benimsenmiş ve daha sonra bütün Avrupa ülkelerinde kabul görmüştür. Sömürgecilik ruhunun doruk noktasına ulaştığı o günün Avrupası, Birinci Cihan Harbini yaşamıştır. Sonuçta, sanayi inkılabını da gerçekleştiren Avrupa’nın dünya hakimiyetine soyunduğunu görüyoruz.

Devamını oku...
 
The Geographical Pivot of History


The Geographical Pivot of History
was an article submitted by 
in 1904 to the Royal Geographical Society that advanced his Heartland Theory. In this article, Mackinder extended the scope of geopolitical analysis to encompass the entire globe.


 
Importance of non-geographic factors

It is easy to regard Mackinder's theory as a kind of geographic determinism. But Mackinder emphasized that his theory was not so limited:

"The actual balance of political power at any given time is… the product, on the one hand, of geographical conditions, both economic and strategic, and, on the other hand, of the relative number, virility, equipment and organization of the competing peoples."
(quoted in Sempa 2000)


The World-Island and the Heartland

According to Mackinder, the earth's land surface was divisible into:

  • The World-Island, comprising the interlinked continents of Europe, Asia, and Africa. This was the largest, most populous, and richest of all possible land combinations.
  • The offshore islands, including the British Isles and the islands of Japan.
  • The outlying islands, including the continents of North America, South America, and Australia.
Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 2 / 2