| İSRAİL'İN ÜÇLÜ FORMÜLÜ: KİBBUTZ, MASHOV ve ARO |
|
Asya kıtasında yer alan İsrail'in sınırları ve ateşkes hatları içerisinde kalan toplam yüzölçümü 27 bin 817 km2. Kötü iklim şartlarının ortasında yaklaşık 7 milyonluk nüfusuyla, küçük bir ülke İsrail. Bu küçük ülkenin yalnızca yüzde 20'sinde tarım yapılıyor. Ancak tarım ülkenin en büyük gelir kaynaklarından biri. Tarımın ülke ekonomisine her yıl 1,5 milyar dolar ihracat girdisi var. Ülkenin tarımla ilgili en büyük sorunu hayvanların süt bakımından çok fazla verimli olması. Bu durum küçük piyasa içinde mallarının eritilememesine ve fiyatların düşmesine neden oluyor. Bu durumu düzeltmeye çalışan hükümet çareyi kota koymakta bulmuş. Artık süt üretimi kontrollü yapılıyor. İsrail, tarımda ve hayvancılıkta dünyada en yüksek verimi elde eden ülke konumunda. İsrail'in tarım ve hayvancılıkta bu derece başarılı olmasının arkasında üç farklı kurum var. Bu üç kurumun çalışmaları ülkede sistematik olarak tarım yapılmasını ve tarımsal Ar-Ge'nin sonuçlarından en iyi şekilde faydalanılmasını sağlıyor. Bu üç kurumdan biri, komün hayatın yaşandığı büyük çiftlikler olan Kibbutz'lar. Diğeri ise kooperatif sistemiyle yönetilen Mashov'lar. Bu iki kurumu yaptığı Ar-Ge çalışmasıyla Volcani Center'lar, yani eski ismiyle ARO'lar (Tarımsal Araştırma Kuruluşu - Agriculture Research Organisation) destekliyor. Kibbutz, İbranicede topluluk anlamına geliyor. Tarihte en büyük ortaklaşa toplum hareketi olarak bilinen kibbutizm İsrail'e özgü bir yapı. 19'uncu yüzyılın Saint Simon, Proudhon ve R. Owen gibi filozofları ile Martin Buber gibi düşünürlerin etkisiyle gelişen düşünce, 1909 yılında ilk kibbutz'un kurulmasını sağladı. Bugün İsrail'de 100 bin nüfuslu yaklaşık 250 tane kibbutz var. Kibbutz'larda yaşayan ailelerin kendilerine ait herhangi bir mal varlıkları yok. Sadece kibbutz'larda yaşama ve çalışma hakkına sahipler. İnsanlar haftada 6 gün çalışıyorlar ve ortak üretim araçlarını kullanıyorlar. Ticari faaliyet ise kibbutz'u yöneten kooperatif benzeri bir yapı aracılığıyla yapılıyor. Bütün ticari ilişkileri yöneten bu yapı içinde herkes aynı maaşı alıyor. Bir işçinin zamanla yönetici olması mümkün ancak alacağı maaş yine herkesle aynı oluyor. Kibbutz çocuklarının çoğu eğitilmiş bakıcıların nezaretinde çocuk yuvalarında yaşıyorlar. Kibbutz'ların toprak büyüklüğü ise 10 hektar ila 100 hektar arasında değişiyor.
Daha önce İsrail'de ve Hollanda'da tarım alanında saha araştırmaları yapmış olan Tarım Ekonomisi Uzmanı ve Besin AG Gıda, Hayvancılık ve Danışmanlık Şirketi sahibi Ahmet Batur, bugün kibbutz'larda tarım tabanlı yapının değiştiğini söylüyor. Batur'un anlattıklarına göre kibbutz'lar belli alanlarla uzmanlaştılar. Her bir kibbutz kendi uzmanlık alanında belli bir ürünün üretilmesi ile ilgileniyor.
Kibbutz'ların bir diğer özelliği de içlerinde barındırdıkları tarım eğitim merkezleri. Bu merkezden yetişen danışmanlar dünyada tarım ve hayvancılıkta en çok aranan uzmanlar oluyorlar. Böylece çok yüksek danışmanlık ücretleriyle dünyanın değişik yerlerinde danışmanlık verirken İsrail'in bilgi birikiminin transferine katkı sağlıyorlar. Mashov'lar ise kibbutz'lardan daha farklı yapılar. Burada tarımsal üretim yapmak isteyen aileler, belli miktarlarda arazi alarak mashov kooperatifine dahil oluyor. Bu yapılarda özel mülkiyet ve rekabet var. Bir kooperatif etrafında bir araya gelen mashov'larda her aileye eşit büyüklükte bir toprak veriliyor ve aileler gelirlerini bu topraklar üzerinde tarımsal üretimlerinden sağlıyorlar. İsrail'de ilk mashov, 1921 yılında kurulmuş. Bugün yaklaşık 200 bin İsrailli bu mashov'larda yaşıyor. Batur, mashov'ların, Kibbuzt'lar kadar endüstriyel üretime yönelmeseler de tarım yaparken teknolojiden yoğun olarak faydalandıklarını söylüyor. İsrail'de, bu iki sosyal oluşumun üretimini destekleyen önemli bir Ar-Ge altyapısı bulunuyor. Devlet, bu iki yapıyı desteklemek, tarımsal Ar-Ge faaliyetlerini geliştirmek için önemli bir yapı oluşturmuş. İsrail'de tarımsal araştırma çalışmaları 1921 yılında Tarım Deney İstasyonu'nda (Agricultural Experiment Station) başlıyor. Zamanla bu yapı tarımda araştırma organizasyonuna dönüşüyor ve araştırma alanı geliştiriliyor. ARO adı verilen bu organizasyon zamanla Volcani Merkezi (The Volcani Centre) olarak isimlendirildi. Volcani Merkezi, 6 farklı enstitüden oluşuyor. Bu enstitülerin konuları, Bitki ve Hayvan Bilimi, Bitki Koruma, Gübre, Su ve Çevre Bilimleri, Tarım Mühendisliği, Ürünlerin Korunması ve Yeni Teknolojilerin Geliştirilmesi olarak sıralanıyor. Batur, İsrail'de hem tarımda hem hayvancılıkta verimin dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söylüyor: "Hayvancılıkta dünyada yıllık süt ortalaması, inek başına 5-6 bin kilo. Bu oran İsrail'de 11 ton. Şu anda İsrail'deki en büyük sorun hayvanların çok verimli olması. Çok fazla miktarda süt piyasada eritilemiyor. Eritilemeyince de fiyatlar düşüyor. Artık kota sistemine girdiler." Kota sistemine girmelerin sebebi limitleri aşmayacak şekilde üretim yapmak ve fiyatların düşmesini engellemek.
Batur, İsrail'de Ar-Ge çalışmalarının iki şekilde desteklendiğini söylüyor. Birincisi devlet ayırdığı bütçeyle Ar-Ge faaliyetlerine büyük oranda yardımcı oluyor. İkincisi ise ABD aracılığıyla çalışmalar büyük destek görüyor. ABD, İsrail'in tarımsal bilgi birikiminden faydalanmak istediği için İsrail'le birlikte çalışmalar yürütüyor. ABD, amaçları tarımsal Ar-Ge yapmak olan birtakım vakıf kuruluşları kurmuş. Bu kuruluşların bir ayakları İsrail'de. Böylece bu vakıflar aracığı ile tarımsal Ar-Ge çalışmalarına önemli miktarda destek sağlanıyor.
|


Türkiye'nin kaynağı bol ama bilgisi kıt