Cittaslow Yazdır e-Posta

Sakin bir şehirde yaşamanın bedelini ödemeye razı mıyız?

Artık tembellik mi dersiniz, ihmâl mi; takdir sizin!

Citta Slow - Sakin ŞehirMesele şu, bu yazıyı yazmaya bundan tam 3,5 sene önce niyet etmişim, biraz bilgi toplamış, kupür saklamışım ve hatta yazının şöyle böyle üçte birini de yazmışım; o esnada araya hangi konunun girdiğini ve yazıyı nasıl yüzüstü bıraktığımı hatırlamıyorum. Geçenlerde arşivi karıştırırken dosyayla karşılaştım. Okuduktan sonra siz de takdir edeceksiniz ki, ihmâlim, yazının konusundan uzak değil!

Konu “Yavaş şehir”, uluslararası ismi “Cittaslow”, Türkçe’de güzel bir karşılığı var, “Sakin şehir” diye geçiyor ama “Âheste şehir” de fena bir teklif değil (Çünkü teklif bana ait!)

Gelelim “sakin” bir şehirde hayatın nasıl işleyeceğine, neler yapılacağına ve daha önemlisi nelerden uzak durulacağına...

Egzoz dumanını sevenlerden iseniz vedalaşmaya hazır olmanız gerekiyor sakin şehirde. Öyle göğe doğru küstahça diklenen, görüntü kirliliği ile gözümüzü gönlümüzü karartan yüksek ve çirkin yapılara da rastlamayacaksınız.

Ağaç kesenlere terörist muamelesinin yapıldığı bir şehir. Bir yerden bir başka yere gitmek için iki tercihiniz var: Ya yürüyecek veya bisiklete atlayıp pedala kuvvet vereceksiniz...

 
DÖRT KENT DAHA "SAKİN ŞEHİR" Yazdır e-Posta

Polonya’nın Lidzbark Warminski kentinde düzenlenen 2011 Cittaslow Genel Kurulu’nda Türkiye’den dört kent daha Sakin Şehir olarak “Yaşamın Kolay Olduğu Kentlerin Uluslararası Ağı’na” katıldı.

Taraklı
Fotoğraf: Gökhan Özcan

2011 Cittaslow Genel Kurulu’na Türkiye damga vurdu. Lidzbark Warminski Belediye Başkanı Artur Wajs tarafından açılışı yapılan toplantıda Türkiye’nin Cittaslow Başkenti Seferihisar tarafından birliğe aday gösterilerek dosyaları teslim edilen 4 kentin Cittaslow üyeliği açıklandı. Buna göre Akyaka (Muğla), Yenipazar (Aydın), Gökçeada (Çanakkale) ve Taraklı (Sakarya), Türkiye’nin yeni Sakin Şehirleri oldu

Cittaslow Türkiye adına sunum yapan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer yeni kentleri Cittaslow üyelerine tanıttı. Sunumda Akyaka’nın Özel Çevre Koruma Bölgesi olduğu ve biyoçeşitliliğiyle, Taraklı’nın karakteristik mimari yapısı ve restore edilen çok sayıda binasıyla Türkiye’nin Sakin Şehir olmaya en uygun yerlerinden olduklarını belirtti. Yenipazar’ın Türkiye çapında ünlü pidesi başta olmak üzere yerel yemekleriyle, Gökçeada’nın ise adada organik üretim yapılmasıyla ve Slow Food etkinlikleri sayesinde kendi özelliklerine sahip çıkan kentler olduğu vurgulandı. Sunum sonrasında yapılan törenle Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalca, Yenipazar Belediye Başkanı Yüsran Erden, Gökçeada Belediye Başkanı Yücel Atalay Cittaslow sertifikaları aldılar. Türkiye’de 5 Cittaslow olmasıyla Uluslararası İcra Kurulu’na giren Türkiye, bundan sonra Cittaslow örgütünün karar alma süreçlerinde söz sahibi olacak. 25 ülkeden 150 kentin belediye başkanları düzeyinde temsil edildiği 16 üye tarafından kurulan İcra Kurulu’nda Türkiye’den başka İtalya, Portekiz, Avustralya, ABD, Polonya, Belçika ve Avusturya’lı belediye başkanları yer alıyor. Yeni üyelerle birlikte Ulusal Birliği’ni kurarak İcra Kurulu’na giren Seferihisar, Cittaslow’ların geleceğiyle ilgili karar verme yetkisini kazandı. Ulusal Birliği’ni kuran Türkiye 2013 yılı Cittaslow Genel Kurulu’na ev sahipliği yapma hakkını elde etti. Birliğin en büyük organizasyonu 2013 Haziran’ında dünyanın dört bir yanından 25 ülke, 150 belediye başkanı, Cittaslow yetkilileri ve gönüllülerinin katılımıyla Seferihisar’da gerçekleşecek.2013’te tüm dünya Seferihisar'da

 
Dünyadaki Sakin Şehirler Listesi Yazdır e-Posta


Avustralya

  • Goolwa
  • Katoomba, City of Blue Mountains

İtalya 

  • Abbiategrasso
  • Acqualagna
  • Anghiari
  • Barga
  • Borgo Val di Taro
  • Bra
  • Bucine
  • Caiazzo
  • Casalbeltrame
  • Castelnovo ne' Monti
  • Castelnuovo Berardenga
  • Castiglione del Lago
  • Chiavenna
  • Chiaverano
  • Città della Pieve
  • Civitella in Val di Chiana
  • Cutigliano
  • Fiumicino
  • Fontanellato
  • Francavilla al Mare
  • Giffoni Valle Piana
  • Greve in Chianti
  • Guardiagrele
  • Giuliano Teatino
  • Levanto
  • Massa Marittima
  • Montefalco
  • Orvieto
  • Pellegrino Parmense
  • Penne, Pescara
  • Pianella
  • Pollica
  • Positano
  • Pratovecchio
  • San Daniele del Friuli
  • San Gemini
  • San Miniato
  • San Vincenzo
  • Santa Sofia
  • Suvereto
  • Teglio
  • Todi
  • Torgiano
  • Trani
  • Trevi
  • Zibello  

Avusturya

  • Enns, Upper Austria

Birleşik Krallıklar (UK) 

  • Aylsham, Norfolk, England
  • Berwick Upon Tweed, Northumberland, England
  • Diss, Norfolk, England
  • Ludlow, Shropshire, England
  • Mold, Flintshire, Wales
  • Perth, Perth and Kinross, Scotland
  • Cockermouth, Cumbria, England  

Almanya

  • Hersbruck, Bavaria
  • Waldkirch, Baden-Württemberg
  • Überlingen, Baden-Württemberg
  • Schwarzenbruck, Bavaria
  • Lüdinghausen, North Rhine-Westphalia

Norveç

  • Levanger, Nord-Trøndelag
  • Sokndal, Rogaland

İspanya

  • Mungia, Basque Country

Polonya

  • Biskupiec, Warmia i Mazury
  • Reszel, Warmia i Mazury
  • Lidzbark Warmiński, Warmia i Mazury
  • Bisztynek, Warmia i Mazury

Güney Kore

  • Cheongsan Island, Wando, South Jeolla Province
  • Jeungdo, Sinan County, South Jeolla Province
  • Cheongpyeong town of Damyang, South Jeolla Province
 
Seferihisar "Sakin Şehir" Oldu Yazdır e-Posta


İzmir'in Seferihisar ilçesi, Türkiye'nin ilk Cittaslow'u (sakin şehir) oldu.

Citta Slow - Sakin Şehirİtalya'da toplanan Cittaslow Uluslararası Koordinasyon Komitesi toplantısına giden ve başvuru dosyasını sunan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, ilçenin Cittaslow başvurusunun kabul edildiğini ifade etti.

Başvuru dosyasını komite toplantısına sunduğunu ve ilçeyle ilgili sunum yaptığını dile getiren Soyer, prosedüre göre komitenin ilçede inceleme yapması gerektiğini, ancak ilk kez yaşanan bir durumla, komitenin yerinde inceleme yapmadan bir ilçenin başvurusunu onayladığını ifade etti. Soyer, duygularını şöyle anlattı:

"Toplantıya giderken çok heyecanlıydım. Hem ilçemizi, hem ülkemizi tanıtmak için Cittaslow başvurusu iyi bir fırsattı. Çok iyi hazırlandık. Toplantı öncesinde çeşitli görüşmelerim oldu, komite toplantısında da başvuru dosyasını sunarak, ilçemizi ve niye Cittaslow için başvurduğumuzu anlattım. Toplantıda başvurumuz kabul edildi. Böylece Seferihisar Türkiye'nin ilk, dünyanın 121. Cittaslow'u yani sakin şehri oldu. Bu, turizm için, ilçemizin gelişimi için, değerlerimizin korunması için çok önemli. Sakin şehrin simgesi olan salyangoz logosunu almaya hak kazanmış olduk."
 

Tunç Soyer



İtalyanca Citta (şehir) ve İngilizce slow (yavaş) kelimelerinden oluşan Cittaslow, "yavaş şehir" anlamına geliyor.

1986 yılında Amerikan tarzı hızlı yiyecek (fast food) zincirine karşı çıkılarak, İtalya'nın Barolo kentinde "Yavaş Yiyecek Birliği" oluşturuldu. 1989'da Paris'te uluslararası boyut alan birliğin, bugün 100'den fazla ülke temsilcisinden oluşan 80 bin üyesi bulunuyor. Yavaş Yiyecek kavramından esinlenen "Yavaş Şehir Hareketi"nin temeliyse 1999 yılında İtalya'nın Chianti bölgesindeki Greve kentinde, 30 kadar Yavaş Yiyecek kentinin katılımıyla atıldı.

İlk bildirgede, küreselleşmenin insanlar arasındaki iletişimi, kaynaşmayı ve değişimi kolaylaştırmasına karşılık farklılıkların törpülenerek, tek bir model insan oluşturmaya doğru gittiği ve sonunda sıradanlığın hakim olacağı bir düzenin yaratılacağı konusunda endişeler bulunduğu dile getirildi. Bu muhtemel sonuçların engellenmesi, yerel değerlere sahip çıkılması, bu değerlerin korunması ve geliştirilmesi amacıyla Yavaş Şehirler kavramı çerçevesinde bir ağ oluşturuldu.

Yavaş Şehir olabilmek için çevre politikaları, altyapı, kentin dokusunun kalitesi, yerel üretim ve ürünlerin desteklenmesi, konukseverlik gibi kriterler gerekiyor. Bu şehirlerin logosu olan salyangozu kullanabilmeye hak kazanan merkezler, düzenli olarak denetimden geçiriliyor.

Dünyada çok az şehrin elde edebildiği Cittaslow "Sakin şehirler" ünvanı için 60 kriter gerekiyor. Bu kriterlerin içerisinde en önemlileri ilçenin doğal yaşam sürdürmesi, organik gıdalar üretip tüketmesi, çevre dostu olması, yöresel yemeklerle yöresel yaşam ve sağlıklı bir hayat sürmesi gibi noktalar öne çıkıyor. GDO’lu gıdaların tartışma konusu olduğu bir dönemde Seferihisar; organik, hormonsuz, GDO’suz ürünler yetiştirdiğini de tüm dünyaya resmen kabul ettiren ilk Türk şehri oluyor. Cittaslow’lar aşırı kentleşmeden bıkan dünya insanının yeni tercih noktaları oluyor. Cittaslow’larda şehir gürültüsü, hava kirliliği, insan ve doğa sağlığını etkileyecek en ufak bir olumsuzluk bile olamıyor.

 
YAVAŞ ŞEHİRLERİN KATI KURALLARI Yazdır e-Posta


İtalya'da sakin şehir hayatını özleyen girişimcilerin başlattığı “Yavaş Şehir (Sakin Şehir)” hareketi tüm dünyada hızla yayılıyor. Bugüne kadar 90 kent yavaş şehirlerin salyangozlu logosunu tabelasına ekledi. Hızla büyüyen ülkemizde yavaş şehir hayatına uygun pek çok köşe bulunsa da henüz somut bir girişim yok. Ancak Sade Yaşam Hareketi'nin sözcüsü Veli Sırım, Türkiye'den umutlu.

 

Salyangoz kabuğuna 90 şehir sığdırdılar

Avrupa ve Asya'da yeni bir kentsel politika yayılıyor. Adı Slow Cities, yani yavaş şehirler. Adı ve felsefesi yavaş, sade bir yaşamı öngörse de hızla yayılan bu hareket bugüne kadar 90 şehri etkisi altına aldı. Günlük hayatın yorucu ve bunaltıcı koşuşturmasından kurtulmak isteyen insanların şehir yaşamına getirdiği yeni bir bakış açısıyla ortaya çıkan Yavaş Şehirler Hareketi, nüfusu 50 bini geçmeyen yerleşim yerlerini, getirdikleri kurallara uyulması koşuluyla hareketin işareti olan salyangoz logosuyla tasdikleyerek bünyesine dâhil ediyor.

1999 yılında İtalya'nın Toskana bölgesindeki Chianti şehrinde başlayan Yavaş Şehir Hareketi'yle ilgili araştırma yapan Arkitera Mimarlık Merkezi'nden Zeynep Güney'e göre, Türkiye'de henüz bu hareketin bir fizibilitesi yapılmamış.

Türkiye yavaş şehirler hareketini ağırdan alsa da, bazı küçük girişimler yok değil. Fast Food yani hızlı beslenme kültürüne karşı başlattığı “Sade Yaşam” hareketiyle ismini duyuran, Dr. Veli Sırım, Anadolu kentlerinin yavaş şehir hareketini hayata geçirmek için son derece uygun olduğu görüşünde. Zeynep Güney'in yaptığı derlemeyle yeniden gündeme gelen “Yavaş Şehir”leri Veli Sırım'la konuştuk. Ama önce Güney'in araştırmasından yavaş şehirler.
 
Sade Hayat Felsefesi Yazdır e-Posta


“Sade hayat” felsefesi, tüketim toplumuna karşı çıkan bir akım. Tüketim en fazla ABD’de olduğu için çıkış yeri de bu kıta. Dünyadaki sade hayat hareketlerinden bazıları:

Gönüllü Sadelik Hareketi: Bu hareketi 1970’li yılların başında Amerikalı Joe Domiquez başlatmış. Dominquez, Wall Street’te çalışan 31 yaşında başarılı bir finansal analistken emekli olmaya karar verir. Para, lüks tüketim ve gösteriş gibi kavramların çok uzağında bir hayatı öngören “Para İçin Yeni Yol Haritası Projesi”ni geliştirir. Bu hareketin hedefi daha az tüketmek ve kendin için daha anlamlı faaliyetlerde bulunmak.

Televizyon Kapatma Haftası: TV Kapatma Haftası ilk olarak 1995’te Amerika’da kutlanmaya başlamış. Her yıl nisan ayında isteyenler televizyonlarını bir hafta kapatıyor. Ülkemizde de bir kişi günde 4 saatini televizyon başında geçiriyor, oysaki televizyon sade hayatın baş düşmanı.

Satın Almama Günü-SAG: SAG’ın hikayesi 1992’de başlıyor. Organizasyonu başlatan kişi Kanadalı Ted Dave. Dave reklam şirketinde çalışan başarılı bir grafik sanatçısıyken, etrafında gördüğü her şeye reklam gözüyle bakmaktan ve kendisi dahil herkesin başkaları tarafından yönlendirilmesinden rahatsızlık duyar. İşini bırakır ve kampanya başlatır. “Yılda sadece bir gün alışveriş yapmadan yaşayabilirsiniz.” der. SAG, Kasım 2006’da 65 ülkede kutlanmış.

Sakin Şehirler Hareketi: İtalya’da 32 şehrin yöneticileri 20 Haziran 2000’de bir araya gelerek CittaSlow-Sakin Şehirler Projesi için imza atarlar. Buna göre İtalya’nın Piomente bölgesindeki Bra şehri sade yaşam felsefesine göre düzenlenir. Şehrin özellikleri şöyle: İnsanlar işlerine yürüyerek ya da bisikletle gidiyor. Cadde ve yol kenarlarında zevksiz reklam panoları, süpermarket ve fast-food lokantaları yok. Hiçbir evin üzerinde çanak ya da televizyon anteni bulunmuyor.

Freeganizm: Tüketim karşıtı eylemler arasında çok ilginç akımlarla karşılaşmak da mümkün. ABD’de adından yeni yeni söz ettiren freeganizm bunlardan biri. Bu grubun taraftarları süpermarket çöplerine atılan yiyecekleri topluyorlar, atılan eşyaları kullanıyorlar. Onlar için zengin muhitlerin çöp konteynırları süpermarket rafları gibi. Hiç açılmamış taze yiyecekleri bile buralarda bulmak mümkün. Veli Sırım, kitapta bu hareketin kültürümüzle bağdaşmayan yönleri olduğunu belirtiyor.

Organiponico; Organik Şehir Tarımı: Bu harekatı 1989 yılında Havanalı bir öğretmen başlatmış. Ülkesinin ve dolayısıyla kendisinin girdiği ekonomik sıkıntıdan kurtulmak için eline geçirdiği her saksının içine sebze eken Maria Felix Boneme, bir süre ülkede organik şehir tarımının başlamasına önayak olmuş. Şehir tarımı modeliyle Küba’nın yıllık üretim artışı yüzde 300’lere varmış. Resmî istatistiklere göre Küba’nın pirinç ihtiyacının yüzde 65’i, taze sebze ihtiyacının yüzde 46’sı, meyve ihtiyacının yüzde 38’i şehir çiftliklerinde yetiştiriliyor. Üstelik hepsi organik.

 
Sakin Şehirler Sakin Hayat Yazdır e-Posta


Sanayi devrimi sonrası hızla gelişen dünyada bilgisayarların ve işin yaşamımızın her alanına girmesinden sonra yeni yaşam tarzına karşı tepki akımlar oluşmaya başladı. Yeni yaşam tarzı beslenme alışkanlıklarımızı da kökünden değiştirmişti. Yeni beslenme kültürünün adı: Fast food (hızlı yeme) ya da tam anlamıyla çevirirsek ‘ayaküstü atıştırma (tıkınma)’… Yeni yemek yeme alışkanlığı zamanla değişenin sadece yeme alışkanlıklarımız olmadığını anlamamızı sağladı. Çünkü değişen sadece yeme biçimi ve türleri değildi. Yaşadığımız yer, davranış kalıplarımız, tepkilerimiz, duygularımız ve her şey bu yeni tarza göre dönüşmüş, dönüştürülmüştü. Artık daha hızlı bir yaşam içinde duygularımızı da daha hızlı yaşıyorduk. İnsanlar birbirlerine ‘tahammül kaabiliyeti’ni yitirmişti. Sabırsız, tahammülsüz ve sürekli koşturmaca bir yaşam içerisindeydik. Şehirlerimiz de bu yeni yaşam tarzları içinde dönüşmüştü. Artık Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir romanında anlattığı türde yaşamımızı zenginleştiren, bizi yeni yerleri keşfe götüren şehirler yoktu. Dev alışveriş merkezleri ile donatılmış, kapitalizmin ve kazanma hırsının her alana taştığı beton yığınlarından oluşan tek tip şehirlerdi etrafımızı kaplayan… Sadece yemeği ‘hızlı (fast)’ yemiyorduk. Hızlı yaşıyor, hızlı ölüyorduk. Hızlı aşklar (fast loves) modaydı. Cümlelerimizi dahi cep telefonlarındaki mesaj ve internetteki sohbet (chat) ortamına çevirerek sürekli kısaltıyorduk. Türkçemizi yeni ve uydurma kelimelerle katlediyorduk.

Yeni yaşam tarzına karşı geçmişe dönük oluşan tepkisel akımlardan en önemlisi 1980’li yılların sonunda İtalya’da başladı. 1986’da İtalya’da Roma’nın ünlü İspanyol merdivenlerinin yanında Mc Donald’s açılınca İtalya’da önemli bir tepki oluştu. Hareketin örgütlü bir hal alması 1989’da oldu. 1989’da Paris’de “Yavaş Beslenme Hareketi (Slow Food Movement)” kuruldu. Bir yıl sonra 1990’da İtalya’nın Venice kentinde ilk kongreleri yapıldı. 1992’de Yavaş beslenme hareketi Almanya, 1993’de İsviçre’de, 2000’de ABD’de, 2003’de Fransa’da kuruldu. 2004 yılına gelindiğinde 130 ülkeden 1200 gıda topluluğunun 5000 üyesini bir araya getiren bir sivil toplum hareketi olmuştu. Hareketin İtalya’da öncülüğünü Carlo Petrini önderliğindeki aşçılar yapmıştı. Hareketin yayılması ile birlikte hareket destek olmak için 2003 yılında Terra Madre (Toprak Ana) hareketi başladı. Terra Madre hareketi de yavaş beslenme hareketini destekliyor ve geleneksel beslenmeye verilecek önem ile toprağa daha çok yaklaşılacağını bunun da insanları rahatlatacağını öne sürüyordu.

 
Sakin Şehirler


Sade Hayat:  Avrupa’da hızla yayılan bir hayat modeli

 

Sade hayatın huzurunu yakalayan şehirler, yeni bir akımın öncülüğünü yapıyor.

Tarihî bir şato. Onun hemen dibinde çağdaş hayatı sembolize eden beton bina. Önlerinde yavaş ve emin adımlarla ilerleyen bir salyangoz.

Bütün bunlar bir amblemi oluşturan unsurlar ve herbirinin ifade ettiği anlamlar var. Örneğin tarihî şato geçmişi, geçmiş nesillerden miras kalan kültürel değerleri, diğer anlamıyla yitirilen pek çok değeri ifade ediyor. Betonarme bina ise çağdaş medeniyetin sembolü–zevksiz, ruhsuz ve donuk. İnsanlar onun içine girdikçe daha mutsuz oluyor, şehirler beton yığınlarıyla doldukça daha yaşanılmaz oluyor. Birbirinden farklı anlamlar çağrıştıran iki binanın hemen önündeki salyangoz ise belli bir hayat tarzına karşı ciddî bir protestonun ifadesi. Hızlı yaşamanın diğer adı olan “Amerikan tarzı” hayata bir alternatif olarak, hayatı yavaş, tadına vara vara, sükûnet içinde yaşamayı öngören bir sembol. Yemek kültüründen şehir planlamasına kadar herşeyin yavaşlık, sakinlik ve bir de tarihî mirasa saygı prensipleriyle düzenlenmesi gerektiğini anlatıyor. 

Bu tablonun en üstünde ise “CittaSlow” yazılı. İtalyanca ve İngilizce karışımı bir ifade; Türkçe karşılığı “Sakin Şehirler” demek.

Sakin Şehirlerin doğuşu

“Eğer sükûnet bir hareket anlamını taşıyorsa ve kültürel değerlerimize bir katkıda bulunacaksa, ben de başında bulunduğum bakanlığın adını ‘Sükûnet Bakanlığı’ olarak değiştirmek istiyorum.” Bu sözler İtalya Kültür Bakanı Giovanna Melandri’ye ait ve  20 Haziran 2000 tarihinde Roma’da yapılan Sakin Şehirler Hareketinin imza töreninde dile getirildi.

Bu proje için İtalya’daki 32 şehrin idarecileri bir araya geldi ve adını “CittaSlow” (Sakin Şehirler) verdikleri bir projeyi imzaladı. Daha sonra üç İtalyan, bir Alman ve bir Hırvat şehrinin katılımıyla bu sayı 37’ye ulaştı. İmza atanların arasında hareketin öncülüğünü yapan Toscana bölgesinden Greve in Chianti, Umbria bölgesinden Montefalco, katedraller şehri olarak bilinen Orvieto, Ortaçağdan kalma eserleriyle meşhur Todi, Piedmonte bölgesinden Bra, Campania bölgesinden bir sahil kasabası olan Positano gibi ilginç yerleşim yerleri vardı.